Bir ondan içiyorum, bir O'ndan/Mustafa Tenker - Seslendiren:
00:00
00:00
Embed Code (recommended way)
Embed Code (Iframe alternative)
Please login or signup to use this feature.


Keşke! Dediğim zaman sesimi işitecek kadar yakın olsaydın. Bir kahve yap içelim ya da bir muhabbet kaynat, demleyelim derdim. Ben, bunları söylerken, o güzelim gözlerin, bana baksa yeterdi. Galiba başka bir şey ister miydim? Ki emin ol yetinmezdim, hep isterdim, doymazdım, hep isterdim...

Sen benim küçük İstanbul'um...
Sen! Gözlerimin başkenti...
Bir başka ister oldum,
Aynı şehirde aynı havayı...

Mesafelere sığdıramadığın, aradaki onca şehir! Bana uzanana kadar, kucağına sığacak mı? Ben o kucaklaşmada, kavuşamayan parmaklarının, arasında kalırdım, herhalde...

Söyler misin? Bahçem de, baharda açmış çiçek kokusu,
Sevgili olmak için en gerek!
Şart mı? Ellerimin, ellerine değmesi,
Şart mı? Gözlerimin çukurunda kaybolmak,
Gerek var mı? Dudaklarımın, dudaklarında ıslanmasına...
Bunlar olsa şayet! Sevdalık olmazdık, sevgilin olurdum...

Emin ol! Sokağında yaşayan bir adam olsaydım, kendi halinde ya da ne biliyim! Farz et aynı apartmandayız, kapılarımız faklı, ne dikkatini çekerdim, ne yüzüme bakardın, iplemezdin belki de... Söyle uzağım diye mi sevdin? Onu da anlamış değilim. Her gün gördüğün biri olsaydım, yarınında görmek istemezdin yanında. Söyle! Uzak olduğum için mi sevdin...
İki dakika gözlerini kapat, hayal kur. İşten gelen bir adamım aynı zamanda, içten gelen. Koltuk altıma sıkıştırılmış, akşam için okumalık sabah gazetem ve türlü poşetler, fileler, sen tarafından sipariş verilmiş, biraz sevgi, biraz mutluluk, biraz tatlı ve biraz tuzlu... Aldırış etmeden yürüyorum, evimin yolu inerken rahat, çıkarken yokuş, zorlanıyorum... Ama her adım bana, evde pişen aşkın kokusunu getiriyor, zorlanmadan çıkıyorum. Çıkarken! Hayal de, kaldığı yerden, ağır ağır çıkıyor elbette. Ufak bir masa kuruyor, kurmuyor yüreğini seriyorsun. Sadece ortasını, benim için boş bırakıyorsun, parktan, bahçeden koparttığım çiçekler için... Yemek faslı başlıyordu, aşka fasıl mıydı? Bilemedim... Bildiğim, her zaman ki gibi, seni beklemeden, ufaktan gözlerine banmaya başlıyordum. Ne yapayım dayanamadım... Ve her lokmamda, parmaklarının güzelliğini görüyordum. Yaptığın yemekleri, ellerini, avuçlarını, öper gibi, sever gibi... Yiyordum...
''Ve her lokmamda parmaklarının güzelliğini görüyorum. Yaptığın yemekleri ellerini avuçlarını öper gibi sever gibi... Yiyorum...''
İşte! Bu söz, bütün yorgunluğumu alıyor... '' afiyet olsun paşama'' derken kahvem geliyor, Be mübarek! Kahve değil, gözlerini koymuş fincana, bir ondan içiyorum, bir O'ndan...

MUSTAFA TENKER

Licence : All Rights Reserved


X