6Mayis2015halaqa
00:00
00:00
Embed Code (recommended way)
Embed Code (Iframe alternative)
Please login or signup to use this feature.

es/insan iliskileri konusu 2. hafta Crs dersi (Pzt dersleri bugunden itibaren Crs gunune alinmistir)
Gecen haftanin Pzt dersinin (4/27/2015) linki:
https://www.youtube.com/watch?v=Swq36WnRuHU&feature=youtu.be
Bir sonraki (konunun 3. haftasi) Crs dersi Cuma gunu (5/15/2015) islendi, linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/5152015

Ayni konunun Sali dersinde biraz farkli islenmis 1. 2.ve3. haftalari:
http://yourlisten.com/LoudThinking/4282015-halaqa
http://yourlisten.com/LoudThinking/552015halaqa
https://www.youtube.com/watch?v=QOOeVqbz18U&list=PLXJ4g0IxIL4gFkpjT_AAc5eithP04QuYC&index=4

Bugun islenen konu basliklari:
**Evlilik oncesinde es bulma ve tanisma surecinden cok kendini tanima ve hazirlama sureci
--->"Uhuvvet Risalesi"nden "kaderin 3 yonu": 22. Mektub 1. Mebhas 4. Vecih 4. Dustur son kismi tartisildi ve hem gecen hafta hem bu hafta tartisilan kisimlarin konumuzla genel baglantilari kuruldu.
http://erisale.com/#content.tr.2.378

Crs dersinde (6Mayis) ayrica su baslik da islendi (onumuzdeki hafta iA 12 Mayis Sali dersinde de islenir)
**Nikah kontrati (2:282 ayeti)

Bu hafta derslerde referans verilen butun ayetleri orijinal Arapca ve Asad'in Ingilizce meali ile Turkce mealleri olmak uzere en asagida bulabilirsiniz:
12:24 12:33 12:34 12:53 13:11 2:25 2:282

Dersten detaylı NOTlar:

Mektubat'tan okudugumuz 4. Dustur, sadece es ilişkileri bağlamında değil, hayatin genelinde bakis acisimizi nasıl değiştirebileceğimiz ve olaylara nasil yaklasacagimizi belirlemesi açısından da onemliydi. Es ilişkileri hayatimizin onemli bir kisminı oluşturduğundan, 4. düstüru ve özellikle de kaderin 3 yonu boyutunu anlamak bizlere pek çok fayda sağlar inşallah.

1. yon: her olayda kadere bakan yon --> "esler birbirinin aynasidir" basliginda onumuzdeki hafta daha detayli islenecek iA. yasadiklarimizda kaderin hissesinin olduğunu bilmek, Allah'ın onlari bizi terbiye etmek icin yasattığına kalben iman etmek, ve olaylara bu yönü ile teslim olmak.

3. yon: kendi nefsimize bakan yon ---> "baskasina gicik gittigimizde aslinda kendimize kiziyoruz/kendimizi begenmiyoruz" basligi altında ileride islenecek iA: Kendi nefsimizde gormedigimiz ya da gormek istedigimiz yonlerimizi esimiz uzerinden gorebiliriz.

2. yon (karsi tarafin nefsine yenilmesi, hataya dusmesi) ve baki kalan kucuk bir hisse ---> daha once yolladığımız alt başlıklar altinda degil ama daha ilerde "merhamet ve sabir" gibi bir baslik altinda konusulacak iA.

"İşte, hayat-ı şahsiyece bu derece muzır olan adâvete ve fikr-i intikama, eğer şahsını seversen yol verme ki kalbine girsin." ---> İlişkilerimizde "nefsani gurur yerine izzetli muhabbet"i esas almamız gerektiği basligi altinda islenecek iA. Kendi izzetini korurken adavet ve intikam fikrine kapilmayarak (sen bana 1 yaparsan ben sana 3 yaparim gibi), izzetli bir Abdullah ve Halifetullah olmak üzerinden ve iliskideki muhabbeti bunun uzerinden kurmak bağlamında konuşulacak inşallah.

--->Mektubatın son paragrafında "eger dersen/elcevap" kisminda değinilen meseleye konumuz açısından tekrar bakacak olursak:

<<<Sû-i hulk ve fena haslet eseri gösterilmezse ve gıybet gibi şeylerle ve muktezasıyla amel edilmezse, kusurunu da anlasa, zarar vermez. Madem ihtiyar senin elinde değil, vazgeçemiyorsun. Senin, mânevî bir nedamet, gizli bir tevbe ve zımnî bir istiğfar hükmünde olan kusurunu bilmen ve o haslette haksız olduğunu anlaman, onun şerrinden seni kurtarır.>>>

Insan olarak sahip olduğumuz meyiller onemli değiller, çünkü nefsimizden dolayi hepimizin kotuye meyli, arzulari, sehvetleri var. Duygularimizi kontrol etmiyoruz bu nedenle önemli olan kusurumuzu anlayip kabul edip bununla amel etmememiz, dusuncelerimizi, bakis acimizi ve tavrimizi secmemiz. Bunlar değiştiğinde Allah duygularimın da değişmesini nasip ediyor. Kötüye meylettiğimizde, bu gelen duygu nefsimden diye düşünerek ve kotu diye kabul ederek amele dökmemek ve susmak inşallah istiğfar hükmündedir. Bizim irademizle hem dusuncelerimizi hem de amellerimizi kontrol etmeye calismak icin dua etmemiz gerekir. Kusurumuzu bilip bu yonde davranmamaliyim diye düşünmek inşallah istigfar hukmundedir. (Yusuf asm ornegi-ayet referanslari asagida: 12:24 12:33 12:34 12:53)

"istighfar etmek, ihsanin bereketi icin dua etmek anlamına da gelir. Yani hem problemlerimizin farkina varabilmemiz ve hem de yuzlesebilmemiz icin Allah'ın bereket nimeti ve ihsani nasip etmesi için dua etmek, istiğfar etmek..."

Ghafara kelimesinin bereket anlami da vardır. İhsan, her yerde iyilik ve guzellik görmek anlamına gelir.

Mektubat'tan okudugumuz bu texti bize genel bir teorik altyapi olusturmasi icin okuduk.

Kendimizi "evlilige nasil hazirlariz" alt basligi:

Evvela evlilige hazirlanmanın insanin kendini tanimasi demek olduğunu anlamak gerekir. Zira, esimizi biz bulmayiz fakat Allah biz hazir oldugumuzda karsimiza cikartir inşallah. Kendi problemlerimi eksikliklerimi belirleyip taniyip neleri nasil düzeltebileceğimi sormam kendimi bu sürece hazırlamam anlamına gelir.

Örneğin;

Kişide var olan bazı pasif kusurlar; hayir diyememe, kendini zulme maruz birakma, onceliklerini belirleyememe, kendini degersiz buldugu için kotu muameleye layik olduğunu düsünme, kendini kulkedisi gibi kucumseme, korkuyla hareket ederken yalan soyleme, iliskiyi korku uzerine kurma, baski gordugunde davranis bozuklugu sergileme,

ve agresif kusurlar: eşini asagilama, kibir, insanları kendinden kucuk gorme, domine etme, kişilere ozel hayat alani tanimama, email/cep telefonu karistirma, guvenmeyip arastirma, saygi gostermeme, herseyin kendi etrafimda donmesini istememe, karşının duygularini ihtiyaclarini anlamama ve ilgilenmeme, karşı tarafı anlamaya calismama/dinlememe, bagirip cagirma, herbirseyine gicik gidip karisma, dinlerken sabırsız davranma , tehdit etme, deger vermeme, dedikodu/evlilik mahremiyetine ozen göstermeme
gibi..

Evlilikten önce bu problemlerin ve sorunlarin farkinda olup bunlari cozmem lazim diye düşünmek evladir, evlendiysem de gec değildir, zararın neresinden dönülürse kardır. Evlilikten önce sorunlarımı çözmeye çalışmamın hikmetleri;

- Kendi problemlerimizin, korkularimizin ve travmalarimızın uzerine evlenmeden once gitmek inşallah Allah'ın önümüze zor bir terbiye cikarmaması için önemlidir. Çünkü benim cozemedigim buyuk bir sorunum varsa, Allah mutlaka birisi vasitasiyla cozdurur, ve hep sorunumun olduğu noktadan birini bana musallat eder, ta ki ben onu cozene kadar, zira Allah Rab'dır, terbiye eder (insanların birbirinin aynasi olması hususu). Canım acıyarak terbiye olmak istemiyorsam, kendimin üzerinde çalışmam gerekir. Fakat dertlerimi görmek ve çözmek gibi bir niyetim yoksa, yaralarımi farketmem, kaçarım. Ama ben kaçsam bile Allah o noktaya vuracak birini nasip eder, benim terbiyem açısından.
---> burasi kadere bakan yonu

Evlilik içinde yada evlenmeden onceki ilişkilerimde (ev arkadasi, is arkadasi vs) niyetim varsa yaşadıklarımın bir terbiye oldugunu gorur ve onları tekâmülüm için vesile yaparim. Fakat aksi takdirde bunlar hep beni buluyor diye sikayet eder dururum. Geri anladığımda ise Allah kaybettiklerimi bana geri verir inşallah (Eyyub asm butun kaybettiklerini, saglik, aile, malmulk, geri vermesi gibi)

Özetle kendini tanimanin onemi:

1) Niyetim varsa terbiye olurum: Sürekli yaralarımıza vuracak durumlarla karsilasmamız kaderi ilahi acisindandır (evlilik oncesi ve sonrasi)
2) Evliligin daha az firtinali gecmesine vesile olur
3) Evlenmeden once evlenecegimiz kisiyi taniyabilmeye ve evlendikten sonra da takdir edebilmeye vesile olur:

"Evlilik oncesi: benim istikametim ne yönde ise yelken de o yonde gider (Su testisi su yolunda kırılır). Ben hayatta ne istedigimden emin olursam inşallah o halde insanlarla karşılaşırım.."

>>>Frekans: Ayni frekanslarda oldugumuz zaman birbirimizi anlarız.

23. Sozde bir antikanın bir eskici pazarında 3-5 paraya satilip gitmesi örneğinde olduğu gibi, birseyin degerini bilebilmek ve takdir edebilmek icin o meziyetin farkinda olmam gerekir. Peki nasil farkinda olurum? Ya ben de o meziyet vardır ya da o meziyeti takdir etme veyahut o meziyete sahip olma arzusu vardır.

Örnegin ben anlayisli bir es ariyorum dedigimiz zaman, anlayisin ne demek oldugunu biliyoruzdur, ya bizde anlayislilik vardır ya da anlayışlı olmayı takdir etme ya da anlayisli olmayi isteme. O meziyetin farkinda olursam, onu takdir edebilirim, çantada keklik muamelesi yapmam. Anlayisli bir insan istiyorsam, kendi anlayisimi ve anlayisli bir es olma potansiyelimi ne kadar cok gelistirirsem insandaki anlayisi da cok daha iyi taniyip takdir edip, şükredebilir ve sukur halinde olabilirim. Mevlana'nın dediği gibi "sen ne soylersen söyle, soylediklerin karsindakinin anladigi kadardir". (Hizir asm dilenci kiliginda gelmesi ve onu bekleyen adamın kendisini tanımamasında olduğu gibi)

>>>>kendimizi taniyor olmak, kendimizdeki ozelliklerin farkinda olmak, genel olarak aradigimizi buldugumuzda, evet budur diye tanimamıza ve takdir etmemize vesile olur inşallah. Bu da evlilige bir on calismadir. <<<

*** Nikah kontrati/anlasmasi alt basligi:

Nikat kontratinda olabildigince cok mevzuyu (cocuklar nasil yetistirilecek, birbirinizin nelerine karisabilirsiniz, cok eslilige karsi misiniz, birbirinizden olmazsa olmaz beklentileriniz neler, banka hesaplari emailler ortak mi olacak, sifreler paylasilacak mi, ev islerinde is bolumu nasil olacak, vs) irdeleyip yazip imzalayin: zira bunun faydasi coktur, meseleleri evlendikten ve problemle karsilastiktan sonra degil evvelden konuşmaya ve halletmeye vesile olur. Yazili oldugu icin kesin bir mutabakata varılmak zorundadır ve bu da evliliğe pek iyi bir hazirlik olur inşallah. Sonradan da yok oyle degil boyle demistim gibi yanlış anlaşılmaların önü kesilir.

>>>>Nikah kontrati (sunnette vardir): Kur'an' herhangi bir kontrat yaptiginiz zaman yazin ve sahit tutun der. Cunku insan unutkandir (iyi niyetli de olsa), iletisim bozuklugu olabilir, araya nefis girebilir. Borc da olsa ufak tefek de olsa yazın denmiştir. 2:282 (ayet asagida). Ayrıca kontrat birbirini tanimak için ve gerçekten geçinip geçinemeyeceğinizi anlamak için de mühim bir pratiktir. Hz. Ali kizi icin nikah kontratına kocasi istemese de uzağa tek basina gidebilir şartini koydurmuştur. (Seyyida Zeyneb, kocası istememesine rağmen cocuklariyla ve abisiyle birlikte Karbala'ya gitmeyi tercih etmiştir).

Derste referans verilen ayetler:
12:24 12:33 12:34 12:53 13:11 2:25 2:282 - -
________________________________________
Yusuf (Joseph) Suresi
وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلا أَن رَّأَى بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذَلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاء إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ (12:24)
• 12:24 (Asad) And, indeed, she desired him, and he desired her; [and he would have succumbed] had he not seen [in this temptation] an evidence of his Sustainer's truth: [23] thus [We willed it to be] in order that We might avert from him all evil and all deeds of abomination -for, behold, he was truly one of Our servants. [24]
• 12:24 (Turkish) Andolsun kadin onu arzulamisti, -eger Rabbinin (zinayi yasaklayan) kesin kanit (burhan)ini görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamisti. Böylelikle biz ondan kötülügü ve fuhsu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarimizdandi.
________________________________________
Yusuf (Joseph)
قَالَ رَبِّ السِّجْنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَنِي إِلَيْهِ وَإِلاَّ تَصْرِفْ عَنِّي كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ الْجَاهِلِينَ (12:33)
• 12:33 (Asad) Said he: "O my Sustainer! Prison is more desirable to me than [compliance with] what these women invite me to: for, unless Thou turn away their guile from me, I might yet yield to their allure [31] and become one of those who are unaware [of right and wrong]."
• 12:33 (Turkish) (Yusuf) Dedi ki: "Rabbim, zindan, bunlarin beni kendisine çagirdiklari seyden bana daha sevimlidir. Kurduklari düzeni benden uzaklastirmazsan, onlara (korkarim) egilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum."
________________________________________
Yusuf (Joseph)
فَاسْتَجَابَ لَهُ رَبُّهُ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ (12:34)
• 12:34 (Asad) And his Sustainer responded to his prayer, and freed him from the threat of their guile: [32] verily, He alone is all-hearing, all-knowing.
• 12:34 (Turkish) Böylece Rabbi, duasini kabul etti ve onlarin hileli düzenlerini kendisinden uzaklastirdi. Çünkü O, isitendir, bilendir.
________________________________________
Yusuf (Joseph)
وَمَا أُبَرِّىءُ نَفْسِي إِنَّ النَّفْسَ لأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّيَ إِنَّ رَبِّي غَفُورٌ رَّحِيمٌ (12:53)
• 12:53 (Asad) And yet, I am not trying to absolve myself: for, verily, man's inner self does incite [him] to evil, [53] and saved are only they upon whom my Sustainer bestows His grace. [54] Behold, my Sustainer is much forgiving, a dispenser of grace!"
• 12:53 (Turkish) "(Yine de) Ben nefsimi temize çikaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgedigi disinda- var gücüyle kötülügü emredendir. Süphesiz, benim Rabbim, bagislayandir, esirgeyendir."
________________________________________
Ar-Ra'd (The Thunder/Gokgurultusu)Suresi
لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ (13:11)
• 13:11 (Asad) [thinking that] he has hosts of helpers-both such as can be perceived by him and such as are hidden from him [24] -that could preserve him from whatever God may have willed. [25] Verily, God does not change men's condition unless they change their inner selves; [26] and when God wills people to suffer evil [in consequence of their . own evil deeds], there is none who could avert it: for they have none who could protect them from Him.
• 13:11 (Turkish) O'nun (insanin) önünden ve arkasindan izleyenleri vardir, onu Allah'in emriyle gözetip-korumaktadirlar. Gerçekten Allah, kendi nefis (öz)lerinde olani degistirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olani degistirip-bozmaz. Allah bir topluluga kötülük istedi mi, artik onu geri çevirmeye hiç bir (biçimde imkan) yoktur; onlar için O'ndan baska bir veli yoktur.
________________________________________
Al-Baqara (The Cow/Inek) Suresi
وَبَشِّرِ الَّذِين آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ كُلَّمَا رُزِقُواْ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقاً قَالُواْ هَـذَا الَّذِي رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُواْ بِهِ مُتَشَابِهاً وَلَهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (2:25)
2:25 (Asad) But unto those who have attained to faith and do good works give the glad tiding that theirs shall be gardens through which running waters flow. Whenever they are granted fruits there from as their appointed sustenance, they will say, "It is this that in days of yore was granted to us as our sustenance!"-for they shall be given something that will recall that [past]. [17] And there shall they have spouses pure, and there shall they abide.
2:25 (Turkish) (Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanlari müjdele. Gerçekten onlar için altlarindan irmaklar akan cennetler vardir. Kendilerine rizik olarak bu ürünlerden her yedirildiginde: "Bu daha önce de riziklandigimizdir" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmustur. Orada, onlar için tertemiz esler vardir ve onlar orada süresiz kalacaklardir.

Al-Baqara (The Cow)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى فَاكْتُبُوهُ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِ وَلاَ يَأْبَ كَاتِبٌ أَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّهُ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ الَّذِي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّهَ رَبَّهُ وَلاَ يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْئًا فَإن كَانَ الَّذِي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَفِيهًا أَوْ ضَعِيفًا أَوْ لاَ يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِ وَاسْتَشْهِدُواْ شَهِيدَيْنِ من رِّجَالِكُمْ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَاء أَن تَضِلَّ إْحْدَاهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى وَلاَ يَأْبَ الشُّهَدَاء إِذَا مَا دُعُواْ وَلاَ تَسْأَمُوْاْ أَن تَكْتُبُوْهُ صَغِيرًا أَو كَبِيرًا إِلَى أَجَلِهِ ذَلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ اللّهِ وَأَقْومُ لِلشَّهَادَةِ وَأَدْنَى أَلاَّ تَرْتَابُواْ إِلاَّ أَن تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلاَّ تَكْتُبُوهَا وَأَشْهِدُوْاْ إِذَا تَبَايَعْتُمْ وَلاَ يُضَآرَّ كَاتِبٌ وَلاَ شَهِيدٌ وَإِن تَفْعَلُواْ فَإِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّهُ وَاللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (2:282)
• 2:282 (Asad) O YOU who have attained to faith! Whenever you give or take credit [269] for a stated term, set it down in writing. And let a scribe write it down equitably between you; and no scribe shall refuse to write as God has taught him: [270] thus shall he write. And let him who contracts the debt dictate; and let him be conscious of God, his Sustainer, and not weaken anything of his undertaking. [271] And if he who contracts the debt is weak of mind or body, or, is not able to dictate himself, [272] then let him who watches over his interests dictate equitably. And call upon two of your men to act as witnesses; and if two men are not available, then a man and two women from among such as are acceptable to you as witnesses, so that if one of them should make a mistake, the other could remind her. [273] And the witnesses must not refuse [to give evidence] whenever they are called upon. And be not loath to write down every contractual provision, [274] be it small or great, together with the time at which it falls due; this is more equitable in the sight of God, more reliable as evidence, and more likely to prevent you from having doubts [later]. If, however, [the transaction] concerns ready merchandise which you transfer directly unto one another, you will incur no sin if you do not write it down. And have witnesses whenever you trade with one another, but neither scribe nor witness must suffer harm; [275] for if you do [them harm], behold, it will be sinful conduct on your part. And remain conscious of God, since it is God who teaches you [herewith] - and God has full knowledge of everything.
• 2:282 (Turkish) Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandiginiz zaman onu yaziniz. Aranizdan bir katip dogru olarak yazsin, katip Allah'in kendisine ögrettigi gibi yazmaktan kaçinmasin, yazsin. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdirsin ve Rabbi olan Allah'tan sakinsin, ondan hiç bir seyi eksiltmesin. Eger üzerinde hak olan (borçlu), düsük akilli ya da za'f sahibi veya kendisi yazmaya güç yetiremeyecekse, velisi dosdogru yazdirsin. Erkeklerinizden de iki sahid tutun; eger iki erkek yoksa, sahidlerden riza göstereceginiz bir erkek ve biri sasirdiginda öbürü ona hatirlatacak iki kadin (da olur). Sahidler çagirildiklari zaman kaçinmasinlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya üsenmeyin. Bu, Allah katinda en adil, sahitlik için en saglam, süphelenmemeniz için de en yakin olandir. Ancak aranizda devredip durdugunuz ve pesin olarak yaptiginiz ticaret baska, bunu yazmamanizda sizin için bir sakinca yoktur. Alis-veris ettiginizde de sahid tutun. Yazana da, sahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsaniz, o, kendiniz için fisk (zulüm ve günah)tir. Allah'tan sakinin. Allah size ögretiyor. Allah her seyi bilendir.

Licence : CC BY-NC-ND 3.0


Similar Music and Audio

X