5.26.2015 halaqa
00:00
00:00
Embed Code (recommended way)
Embed Code (Iframe alternative)
Please login or signup to use this feature.
Tags: halaqaders

es/insan iliskileri konusu 5. hafta Sali dersi

es/insan iliskileri konusu 1. hafta (4/28) Sali dersinin linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/4282015-halaqa
Gecen haftanin (4.hafta) Sali dersinin (5/18/2015) linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/5182015halaqa
Bir sonraki (konunun 6. haftasi) Sali dersinin (2Haziran2015) linki:
https://www.youtube.com/watch?v=gW3ULgwnmrI&list=PLXJ4g0IxIL4gFkpjT_AAc5eithP04QuYC&index=6

Ayni konunun Crs dersinde biraz farkli islenmis 2. 3. 4. ve 5. haftalari:
http://yourlisten.com/LoudThinking/6mayis2015
http://yourlisten.com/LoudThinking/5152015
http://yourlisten.com/LoudThinking/5202015halaqa
https://www.youtube.com/watch?v=nSeiniNwOcw&index=5&list=PLXJ4g0IxIL4gFkpjT_AAc5eithP04QuYC

Bugun islenmeye devam edilen konu basligi:
**Esler birbirinin aynasidir
---Mana-yi harfi

Dersten detaylı NOTlar:
"Esler birbirinin aynasidir" basligi altinda 2 hafta evvel konustugumuz "istigfar", "kadere teslim ve tevekkul", "razı ve mutmain olma" hallerini daha iyi anlayabilmek icin, "bu olay bir ayettir (Allah'tan bir isarettir, bir mesaj tasir)" bakis acisini anlamamız gerekiyor. Bu nedenle bu bakis acisini anlamak ve özümsemek için "mana-yi harfi"nin ne demek olduğunu mutalaa etmemiz gerektigini dusunduk ve "mana-yi harfi"nin detayli tanimini cesitli uygulamalariyla beraber islemeye basladik.

Gecen hafta afakta (dis dunyada/evrende) mana-yi harfi bakış açısının uygulanmasini konuştuk. Bu hafta enfuste (insanin kendisinde) mana-yi harfi uygulamasini konusmaya basladik. Nesnelere (uc boyutlu fotografik kesitlere) zaman boyutu ekleyerek (gecmis, gelecek) olaylara mana-yi harfi bakış açısını bilahere konusacagiz iA.

Bu hafta enfusi dairede mana-yi harfi uygulamalarina gecmeden once derse bir soruyla basladik.

Soru: Gecen haftaki derste yaptigimiz afaki tefekkurlere ornek olabilecek hangi zikr deneyimleri yasadiniz? Gecen haftadan beri hangi nesne size hangi ayetleri/mesajlari tasidi, nelere isaret etti?

Cevap ornegi:
(1)
Evimin ayni yerde durmasinin, duvarlarinin ayni sekilde/acida kalmasinin surekli oldugunu ve olacagini varsayiyorum. Halbuki, sel olup yuzebilir, hortum olup ucabilir, deprem olup duvarlar egilebilir ya da yikilabilir (Allah korusun). Evimin duvarlarinin her an ayni yerde ayni sekilde kaldigini gozlemledigimde o evi ayni yerde ayni sekilde yeni-yeniden yaratan Rabbime sukredip, ya Kayyum (ikame eden, herseyi ayakta tutan) diye zikrettim.
(2)
Her zaman ot, maydanoz, cim, cicek, elma ornekleri veriyordum, bu sefer farkli bir ornek vermek istedim :)
https://www.youtube.com/watch?v=0K8zs-KSitc
acoustic levitation (akustik levitasyon/havada tutma)
https://www.youtube.com/watch?v=Yo2T9AAn2m4
(Michael Jackson gibi moonwalking dansi eden kus)

Ses dalgalarinin su damlaciklariyla ping pong topu gibi oynamasi, kedilerimin her gun oyuncaklarinin ya da birbirlerinin uzerine atlayarak oynamalari, ve komik sekilde dans eden kus, bana shu Kur'an ayetlerini hatirlatti:
6:32 29:64 47:36

Surah Al-An'am (The Cattle/Buyukbas Hayvanlar) Suresi

وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَلَلدَّارُ الآخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ (6:32
6:32 (Asad) And nothing is the life of this world but a play and a passing delight; and the life in the hereafter is by far the better for all who are conscious of God. Will you not, then, use your reason?
6:32 (Turkish) Dünya hayati yalnizca “la'abun wa lahw” bir oyun ve bir oyalanmadan baskasi degildir. Korkup-sakinmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayirlidir. Yine de akil erdirmeyecek (akletmeyecek) misiniz?

Surah Al-'Ankabut (The Spider/Orumcek)

وَمَا هَذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ الدَّارَ الْآخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ (29:64)
29:64 (Asad) for, [if they did, they would know that] the life of this world is nothing but a passing delight and a play - whereas, behold, the life in the hereafter is indeed the only [true] life: if they but knew this!
29:64 (Turkish) Bu dünya hayati, yalnizca “lahwun wa la'ab” bir oyun ve '(eglence türünden) tutkulu bir oyalanmadir'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asil hayat odur. Bir bilselerdi.

Surah Muhammad

إِنَّمَا الحَيَاةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَإِن تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا يُؤْتِكُمْ أُجُورَكُمْ وَلَا يَسْأَلْكُمْ أَمْوَالَكُمْ (47:36)
47:36 (Asad) The life of this world is but a play and a passing delight: but if you believe [in God] and are conscious of Him, He will grant you your deserts. And withal, He does not demand of you [to sacrifice in His cause all of] your possessions:
47:36 (Turkish) Gerçekten dünya hayati, ancak “la'abun wa lahw” bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadir. Eger iman ederseniz ve sakinirsaniz (takwa), O, size ecirlerinizi verir ve mallarinizi da istemez.

“la'ab” oyun demektir. "lahw" kelimesini ise Asad "passing delight", yani “gecici bir zevk / keyif / sefa / hosnutluk / haz / memnuniyet” olarak yorumlamis. Kur’an Arapcasi sozlugu (Qur’anic Arabic-English dictionary) ise “l-h-w” kelime kokunu ve isim turundeki “lahw” kelimesini su sekilde acikliyor:
>>>>>
ل ه و l-h-w amusement, distraction, diversion, pastime, time-wasting, to amuse oneself, to have fun, to distract; to turn one's attention to; mouthful; uvula, gullet.
ل ه و l-h-w eglence, oyalayici eglence, dikkati dagitan eglence, mesgale, hobi, oyalanmak, zevkle eglendirmek, eglenmek; dikkatini vermek; agiz dolusu; kucuk dil, girtlak.
Of this root, four forms occur 16 times in the Qur'an: الهى alha four times; تَلَهَّى talahha once; لَهْو lahw 10 times and لاهيةٌ lahiyatun once.
Kur’an’da bu kokten tureyen dort farkli kelime formu; dort kere الهى alha formu, bir kere تَلَهَّى talahha formu, 10 kere لَهْو lahw formu ve bir kere لاهيةٌ lahiyatun formu olmak uzere, toplam 16 kere gecmektedir.

لَهْو lahw [v. n; n.][isim]
1 diversion, distraction (29:64) وَمَا هَذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ the life of this world is nothing but distraction and amusement
1 dikkati dagitan eglence, oyalayici eglence (29:64 ayeti) وَمَا هَذِهِ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ bu dunya hayati yalnizca (oyalayici zevkli bir) eglence ve oyundur
2 amusement, sport (62:11) وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا yet whenever they see [a chance for] trade or amusement they scatter towards it, and leave you [Prophet] standing [alone]
2 eglence, zevkli oyun (62:11) وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا Oysa onlar bir ticaret ya da bir eglence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta (yalniz) biraktilar.
3 a plaything, a pastime (21:17) لَوْ أَرَدْنَا أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّاتَّخَذْنَاهُ مِن لَّدُنَّا had We wished to indulge in a pastime, We would, indeed, have produced it from Ourselves; *(31:6) لَهْوَ الْحَدِيثِ idle talk, distracting tales.
3 oyuncak, eglence, mesgale, hobi (21:17) لَوْ أَرَدْنَا أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّاتَّخَذْنَاهُ مِن لَّدُنَّا Eger ‘eglenceli bir mesgale' edinmek isteseydik, bunu, kendi katimizdan edinirdik; *(31:6) لَهْوَ الْحَدِيثِ sözün 'bos ve amaçsiz olani' (bosbogazlik, gereksiz konusma, kelime oyunlari, bos, dikkat dagitici masallar)
<<<<<
Allah bizim sadece ciddiyet ve aciyla degil, ayni zamanda oyunla, espri ve mutlulukla da ogrenmemizi ve O'nu tanimamizi istiyor. Aklima California'da "oyun" kavrami uzerine kurulmus alternatif okullar geliyor. Bu okullar, insanin en etkili ogrenme metodunun cocuklarin fitri ogrenme metodu olan "oyun oynamak" oldugunu soyluyorlar.

Yukarida bahsi gecen ayetler, bu dunyanin gercekligini “la'ab” ve “lahw” olarak tanimliyor. Ahiret kavraminin “bu dunyanin bekaya bakan yonu” anlamina vurgu yapacak olursak, bu dunyadaki zevkin, eglencenin, oyunun bekaya degil fenaya bakan yonune tutulup kalmak, oyuna mana-yi ismi ile muhatap olup oyunu fazla ciddiye almak ve oyun ugruna ahiretimizi heba etmek, yani yasadigimiz anlarin bekaya (alem-i gayba, Mutlak Esma-i Ilahi’ye, Baki’ye) bakan yonune muhatap olmamak, tecrube ettigimiz zevklerin birer ayet oldugunu unutup onlara mana-yi harfi ile bakmamak, bu ayetlerde elestirilen yaklasimdir. Wallahu a’lam (Allah en dogrusunu bilir).

Afaki tefekkur ile Enfusi tefekkur arasindaki iliski:

Surah Fussilat (Explained in Detail / Fasillar halinde detayli olarak aciklanmis)

سَنُرِيهِمْ آيَاتِنَا فِي الْآفَاقِ وَفِي أَنفُسِهِمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ الْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
Sanureehim ayatina fee alafaqi wafee anfusihim hatta yatabayyana lahum annahu alhaqqu awalam yakfi birabbika annahu AAala kulli shayin shaheedun

41:53 (Asad) In time We shall make them fully understand [49] Our messages [through what they perceive] in the utmost horizons [of the universe] and (therefore) within themselves, so that it will become clear unto them that this [revelation] is indeed the truth. [Still,] is it not enough [for them to know] that thy Sustainer is witness unto everything?
41:53 (Turkish) Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde (afakta ve dolayisiyla kendilerinde) onlara gösterecegiz; öyle ki, süphesiz onun hak oldugu kendilerine açikça belli olsun. Her seyin üzerinde Rabbinin sahid olmasi yetmez mi?

41:53 ayetinden anlasilabilecegi uzere, gozlemledigimiz dunyada (evrende, afakta) nesnelerdeki ozelliklerin Mutlak Kaynagini ararken, aslinda o nesnelerin ozelliklerinin kendi algimizla butunlestigini farkederiz. Cilegin tadinda hem o cilegin tadini, hem bana dil ile tad alma ozelligini, hem de o tadi bilincli olarak farketme ve memnun olup takdir etme ozelligini vereni taniriz. Yani evrendeki ayetleri gorurken, "ve dolayisiyla" kendimizdeki ayetleri de gormeye baslariz.

(2) Enfusi tefekkur (Mana-yi Harfi):

Enfusi tefekkur, kendimize mana-yi harfi ile bakmak, evrendeki nesnelere olan bakis acimizi (afaki tefekkur) kendi sahsimiza uygulamak, kendi cihazatlarimizi (duygu, dusunce, beden fonksiyonlari, vs) birer ayet ve Esma-i Ilahi’nin yansimalari olarak gormektir.

2.1 Bebekligimizi, cocuklugumuzu, ergenligimizi, gencligimizi, yasliligimizi gozumuzun onune getirelim. Her alti ayda bir hucrelerimizin cogunun degismesini/yenilenmesini ve duygu ve dusunculerimizin her an farklilik gostermesini dusunelim. Insanda bir andan bir ana gecmek ve varligini idame ettirmek icin bir gucun olmayisi, insanin her an yeniden farkli bir formda yaratiliyor olusu ve degiskenligi surekli yaratilisin bir ifadesidir (continuous creation). Bu surekli yaratilis, insanin varliginin yaratıklar cinsinden olmayan (Mutlak (bkz: Sonsuz-Mutlak farki)) Ilahi bir kaynak tarafından mümkün kılındığı sonucuna ulastirir.

Sonsuz-Mutlak farki: Sonsuzluk vs Mutlakiyet
https://www.youtube.com/watch?v=WnJ32Ei2tsg

Vurgu: Her animda yeni bir ben var. Ben degismez, sabit degilim.

>>>>Uygulama örneği:

Cocugumuzu veya esimizi degistirmek istiyoruz ama degistiremiyoruz, aciz kaliyoruz. Ote yandan, insanlarin degisebildigini, onlari bir Degistiren’in varligini da gozlemliyoruz. Acziyetimizle kalpleri ve/ya duygulari Degistiren’i, Donusturen’i taniyoruz. Ya Muqallibal-Qulub (ey Kalpleri Donusturen) diye zikrediyoruz.

>>>> Bu tefekkur ve zikr modern hayat tarzinın sonuclari olan ve bugün sıklıkla karşılaştığımız su sorunları çözebilmek icin bize reçete olabilir:

“Donek olmamak”, kendini, goruslerini ve kararlarini sorgulamamak adina hakikat arayisina girmemek, “laf agizdan bir kere cikar” dusuncesine saplanip kalmak, her “ben”in yeni bir ben oldugunun ve her “yeni ben”in yeni bir anlayisa ve kavrayisa sahip olabilecegi hakikatinin ustunu orter. Zira, insanin degismesi ve bu degisimle birlikte duygu, dusunce ve davranislarinin tekamul etmesi kacinilmasi, utanilmasi gereken degil aksine arzu edilen, hedeflenen bir durumdur.

Ayrica, her an yeniden yaratiliyor oldugumuz dusuncesi, “ben zaten batmisim, kotu biriyim, iradesini dogru sekilde kullanamayan zayif biriyim” gibi soylemlerle umitsizlige dusmeye de care olur. Her an yeniden dirildigimizi, her anin yeni bir degisim firsati oldugunu, tovbe kapisinin her zaman acik oldugunu ve gecmisi istigfarla temizleyebilecegimizi unutmamaliyiz. (Istigfar “delete button”imiz, “del tusu”muzdur.)

Utanma yerine Pismanlik:
Yaptigimiz hata ve gunahlarin (ve hatta bize yapilan zulumlerin) sonucu olarak hissedebilecegimiz utanma duygumuz bizde korku, sinir, ofke, kendimizden nefret etme, kendimizi asagilama ve sevmeme gibi ozdegerimizi tahrip eden duygularin tezahur etmesine neden olur. Bu duygularin yikici etkilerinden kurtulmak icin, utanmak yerine hatalarimizla yuzleserek, yanlislarimizi kabul ederek, pismanlik ve tovbeye odaklanarak, simdiki ani nasil duzeltebilecegimize, yaptigimiz hata ve gunahlarin uzerinden neler ogrenebilecegimize, nasil hikmetlerle egitilecegimize yonelmeliyiz. Utanmak insanin kendisiyle yuzlesmesine, eksik yonlerini duzeltmesine, ve olumlu yonde degisimine sed cekecegi icin, hata ve gunahlarimizdan oturu utanmak yerine pismanlik duyarak kendimizden saklanmaktan ve kendimizi ve baskalarini yargilamaktan kacinmaliyiz. Pozitif eylemler icinde olarak, kendimize ve cevremize karsi daha merhametli yaklasmali, Rabbimizin Sattar (hatalari, gunahlari Orten), Ghaffar ve Tawwab (istigfar ve tovbeleri Kabul Eden) oldugunu unutmamaliyiz. (bkz: “Compassionate Mind” by “Paul Gilbert”, alinti asagiya eklenecek iA)
****
Onumuzdeki hafta iA 2.2 (enfuste mana-yi harfinin diger yonleri, ene risalesi) ile devam ederiz.
****
Bu hafta derslerde referans verilen diger ayetleri orijinal Arapca ve Asad'in Ingilizce meali ile Turkce mealleri olmak uzere asagida bulabilirsiniz:
48:23 2:25 56:51-55
islamicity.com/quransearch ten alinmistir.

Surah Al-Fath (The Victory/Zafer)

سُنَّةَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلُ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا
48:23 (Asad) such being God’s way which has ever obtained in the past - and never wilt thou find any change in God’s way!
48:23 (Turkish) (Bu,) Allah'in öteden beri sürüp giden sünnetidir. Sen Allah'in sünnetinde (yaratilis sekli) kesinlikle bir degisiklik bulamazsin.

Surah Al-Baqara (The Cow/Inek)

وَبَشِّرِ الَّذِين آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ كُلَّمَا رُزِقُواْ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقاً قَالُواْ هَـذَا الَّذِي رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُواْ بِهِ مُتَشَابِهاً وَلَهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (2:25)
2:25 (Asad) But unto those who have attained to faith and do good works give the glad tiding that theirs shall be gardens through which running waters flow. Whenever they are granted fruits there from as their appointed sustenance, they will say, "It is this that in days of yore was granted to us as our sustenance!"-for they shall be given something that will recall that [past]. [17] And there shall they have spouses pure, and there shall they abide.
2:25 (Turkish) (Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanlari müjdele. Gerçekten onlar için altlarindan irmaklar akan cennetler vardir. Kendilerine rizik olarak bu ürünlerden her yedirildiginde: "Bu daha önce de riziklandigimizdir" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmustur. Orada, onlar için tertemiz esler vardir ve onlar orada süresiz kalacaklardir.

Surah Al-Waqi'a (The Event/Olay)

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ (56:51)
56:51 (Asad) and then, verily, O you who have gone astray and called the truth a lie,
56:51 (Turkish) Sonra gerçekten siz, ey sapmis olan yalanlayicilar,
لَآكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ (56:52)
56:52 (Asad) you will indeed have to taste of the tree of deadly fruit, [20]
56:52 (Turkish) Süphesiz zakkum olan bir agaçtan yiyeceksiniz.
فَمَالِؤُونَ مِنْهَا الْبُطُونَ (56:53)
56:53 (Asad) and will have to fill your bellies therewith,
56:53 (Turkish) Böylece karinlari(nizi) ondan dolduracaksiniz.
فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ (56:54)
56:54 (Asad) and will thereupon have to drink [many a draught] of burning despair -
56:54 (Turkish) Onun üzerine de alabildigine kaynar sudan içeceksiniz.
فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ (56:55)
56:55 (Asad) drink it as the most insatiably thirsty camels drink!”
56:55 (Turkish) Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içisi gibi içeceksiniz.

Licence : CC BY-NC-ND 3.0


Similar Music and Audio

X