5.20.2015Halaqa
00:00
00:00
Embed Code (recommended way)
Embed Code (Iframe alternative)
Please login or signup to use this feature.
Tags: halaqaders

es/insan iliskileri konusu 4. hafta Crs dersi.

es/insan iliskileri konusu 1. hafta (4/27) Pzt dersinin linki:
https://www.youtube.com/watch?v=Swq36WnRuHU&feature=youtu.be
2. haftada Pzt dersi Crs'ya alinmisti, (5/6) linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/6mayis2015
Gecen hafta (3.hafta) Crs dersi teknolojik aksakliktan oturu Cuma islendi, dersin (5/15/2015) linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/5152015
Bir sonraki (konunun 5. haftasi) Crs dersinin (5/27/2015) linki:
https://www.youtube.com/watch?v=nSeiniNwOcw&index=5&list=PLXJ4g0IxIL4gFkpjT_AAc5eithP04QuYC

Ayni konunun Sali dersinde biraz farkli islenmis 1. 2. 3. ve 4. haftalari:
http://yourlisten.com/LoudThinking/4282015-halaqa
http://yourlisten.com/LoudThinking/552015halaqa
https://www.youtube.com/watch?v=QOOeVqbz18U&
list=PLXJ4g0IxIL4gFkpjT_AAc5eithP04QuYC&index=4
http://yourlisten.com/LoudThinking/5182015halaqa

Bugun islenmeye devam edilen konu basligi:
**Esler birbirinin aynasidir
---Mana-yi harfi

Bu hafta derslerde referans verilen ayetleri orijinal Arapca ve Asad'in Ingilizce meali ile Turkce mealleri olmak uzere en asagida bulabilirsiniz:
3:190-191 17:44 24:41 41:53 59:1 70:10-14 80:34-37 islamicity.com/quransearch ten alinmistir.

Dersten detaylı NOTlar:
---Mana-yi Harfi altbasligi:

"Esler birbirinin aynasidir" basligi altinda gecen hafta konustugumuz "istigfar", "kadere teslim ve tevekkul", "razı ve mutmain olma" hallerini daha iyi anlayabilmek icin,
"bu olay bir ayettir (Allah'tan bir isarettir, bir mesaj tasir)" bakis acisini anlamamız gerekiyor. Bu nedenle bu bakis acisini anlamak ve özümsemek için bu hafta "mana-yi harfi"nin ne demek olduğunu daha iyi anlayalim dedik ve "mana-yi harfi"nin detayli tanimini cesitli uygulamalariyla beraber islemeye basladik.

Mana-yi Harfi – Mana-yi Ismi:

Mana-yı ismi, bir seyin kendisine delalet etmesi olarak kullanilir. Mesela, “Agac” kelimesi haric dunyada (dış dünyada) bulunan bir agaca delalet eder. Yani, “Agac”, agactir, demektir. Bu bir “Mana” veya “Marifet” degildir. Haricte var olan, mevcut olan bir “sey”in konusma veya sozcuk cinsinden ifadesidir. O takdirde “Mana” nedir? Iste bu sorunun sorulmasiyla “Mana-yi Harfi” icin arastirmaya girisilir. “Agac”, “gerek cisim ve gerekse sozcuk olarak neyi ifade eder?” sorusu sorulunca, “Agac”in manasi arastirilmaya baslanir. “Agac” bir yoktan var etmenin, bir nizamin gostergesidir, bir mizanin ifadesidir, bir hikmetin, guzelligin, kasitliligin, rizkin, tedbirin, rahmetin…cisimlesmis seklidir. Bizim vahyin rehberliği olmaksızın yapabileceğimiz bu şahitlik (agacin ozelliklerini gozlemleyebilmek) vahyin dünyamıza gelişiyle karşılık (bu ozelliklerin Mutlak Kaynagini tanima) bulur. Nasil ki farkli dillerde “tree” “ağaç” “şecere” “arbre” kelimeleri agacin bizzat kendisi degildir ama agac’a isaret eden sembollerdir, vahiy de ilan eder ki agacin bizzat kendisi de baska mesajlar anlamlar tasiyan bir semboldur/isarettir (ayettir). Ağacın mana-yi harfi’si gözlemlediğimiz ozelliklere sahip bir Yaraticinin varliginin sahitligini yapar. Yani, her agac, “Benim bir Yaraticim var, O yoktan var edendir, ben agac olarak yoktum o bana vucud verdi, O duzen ile yaratandir, O olcu ile yaratandir, hikmet ile, guzellestirerek, susleyerek, kasitla, muhtaclara nimet vermek maksadiyla, tedbir alarak, karsilik beklemeden sirf rahmet eseri olarak yaratandir…” gibi manalari bilincli varliklara tasir, gozlerinin onune serer.

Her hali ya da melekeyi (yetenek ve alışkınlığı) kazanırken olduğu gibi mana-yi harfi ile bakmaya çalışırken de bir anda aşağıdaki tüm bakış açılarını sindirip hayatımızın her alanında uygulamayı kendimizden beklememeliyiz.

Aksine aşağıda farklı boyutları ile ele alınan bu bakış açısını yavaş yavaş aşama aşama uygulamak için caba gostermeli, dua halinde olmalıyız.

1.) Üç boyutlu fotografik kesitlerde yani evrendeki nesnelerde mana-yi harfi bakis acisi:

1.1) Nesnelerde o nesnenin fiziki özellikleri (sekli, rengi ve bicimi gibi) haricinde gözlemlediğimiz ozellikler vardır: afaktaki (evrendeki, disardaki)cicegin, kus sesinin, kadife yumusakliginin, doner kokusunun, balin tadinin guzelligi, anne kedinin yavrusuna merhameti, elmanin rizik ve nimet olusu (yedigimizde acligimizin doygunluga donustugunu hissetmemiz, enerji edinmemiz, vitamin ve minerallerin sagligimiza katkida bulunmasi, vb), canlilardaki hayat ve olum ozellikleri, gunesin isik vericiligi ve aydinlaticiligive nesnelerin var oluslari gibi.

Bu ozellikler o maddeyle birliktedir, o maddeyi tamamlar fakat kendileri maddesel olmayan özelliklerdir.

Yani gulun sekli ve rengi onun maddesel özellikleridir ama örneğin güzelliği onun maddesel olmayan özelliğidir. Ve gülde ne maddesel özelliklerini ne de maddesel olmayan ozelliklerini gerektirecek ya da o ozelliklere neden olabilecek kapasitede hicbir kaynak gozlemleyemiyoruz. Bu gozlem insanı şu anlayışa götürüyor: Demek ki o maddenin disinda bu ozellikleri o maddeye yansitan bir kaynak var.

>>>Uygulama örneği:

Bir gülü kokladığımızda ve onun güzelliğini farkettiğimizde Ya Jameel (cemal/güzellik Sahibi) Ya Khalıq (Yaratıcı) diye zikredebiliriz.

Yemek pişirirken Ya Razzaq (rızıklandıran), ya Shafi (şifa Kaynağı), ya Sani’ (Sanatlı Yaratan) diye zikredebiliriz.

>>> Bu tefekkur ve zikr bugün sıklıkla karşılaştığımız bazı modern hastaliklara da reçete olur:

Hayat sıradan, sikici, genel geçer ve adi olmaktan çıkar, her şey benim için özel olarak yaratılan bir mucize ve özel hediye suretine bürünür ve bu hali ile evrendeki butun nesneler bizim icin sukre acilan kapilara donusurler.

Nursi'nin ogrettigi gibi ifadelerimizi "'ne guzeldir' yerine 'ne guzel yapilmistir' demek" suretiyle degistirebilirsek, bu bakis acisini gunluk dilimizde zikre dönüştürebiliriz.

1.2) Evrendeki herseyin birbiri ile ilintili ve iç ice (holistic, butuncul, butunsel) olması: Bir elmanin varolusunu butun evreni ele almadan degerlendirmemiz mumkun degildir, cunku elmanin var olabilmesi icin su, toprak, gunes ve havanin var olmasi gerektigini gozlemleriz. Suyun, güneşin, toprağın ve havanın olması için de tüm evrenin dengede olması gerekir, örneğin gunesin var olabilmesi icin butun galaksi sistemlerinin de olması gerekir.

O halde buradan, bir nesnede gözlemlediğimiz (“var olus”lari dahil) butun ozelliklerin kaynagi butun evrendeki var olusun ve onlarin tum ozelliklerinin de kaynagi olmali sonucuna varabiliriz. Ve yine gözlemlediğimiz kadarıyla boyle bir kaynak, evrenin icinde ya da evren cinsinden bir varlikta mevcut değildir. O halde o kaynak, madde otesinde (transcendental) olmalidir.

Ayrica, evrende gozlemledigimiz tum var oluslar, zaruri olmayan, varliklari mumkun olan (yani var olabilirler de olmayabilirler de) seylerdir, nitekim bir an var bir an yokturlar, ya da baska bir formda/sekilde vardırlar ve kendilerinin var olup olmayacaklarini tercih edemezler. Bu mumkun varliklarin var olmalarini tercih edecek bir Zat var olmalidir. O Zat ise evren cinsinden olmamali, yani evrendeki varliklar gibi varligi mumkun olan olmamalidir. Aksine varligi zaruri ve kendinden olmalidir, yani Vacib'ul Vucud olmalidir.

Bu dusunce akisi bizi maddeyi gozlemlerken Mutlak (evren cinsinden olmayan, sinirsiz, zaman ve mekanla sinirlanamayan, zaman ve mekanin otesinde, zaman ve mekandan munezzeh, hem zamanin hem mekanin Yaraticisi) bir Zat’la baglantiya sokar, bizi maddelerin arasindaki yatay sebep-sonuc iliskilerinde bogulmaktan, sınırlanmaktan ve kisitlanmaktan kurtarir. Bu bağlantı ise evrenin kaynağını yine evrende arayan Panteizm ile bu yaratılışın Kaynağı madde ötesinde olmalıdır ve bu Zatin ozellikleri (esmasi) evrendeki yansimasi olan ozelliklerin cinsinden olmamalidir, Mutlak olmalidir, diyen Monoteizm arasindaki temel farkı bildirir.

Sonsuz-Mutlak farki: Sonsuzluk vs Mutlakiyet
https://www.youtube.com/watch?v=WnJ32Ei2tsg

>>>Uygulama örneği:

Evrendeki bütünlüğü, içiçeliği ve çeşitliliği gözlemleyip once transcendental bir kaynaga sonra Vacib'ul Vucud bir Zat'a ulasan tefekkurun icine girdikçe, Allah'ın su isimlerini {ya Ahad (Tek), ya Wahid (Bir), ya Fard (Eşsiz Benzersiz), ya Witr (tek), ya Samad (herşey Kendisine muhtaç olduğu halde, Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan)} zikretmek.

Bu Zat'in ve O'nun esmasinin Mutlak oldugunu anladigimizda ise, gulun güzelliğinde, gulun varliginin ve guzelliginin kaynagi olan Khaliq-i Mutlak ve Jameel-i Mutlak ile, anne kedinin yavrusuna gösterdiği merhamette Rahim-i Mutlak ile, elmanin rizik olusunda Rezzak-i Mutlak ile, canlilardaki hayat ve olum ozelliklerini gözlemlediğimizde Hayy-i Mutlak ve Mumit-i Mutlak ile, gunesin aydinlaticiliginda Nur-u Mutlak ile tanisiriz. Ve böylece tum varligin Mutlak Kaynagi olan Yaraticiyla, O’nun yaratilisi olan kainatın ozelliklerini gözlemleyerek tanışırız ve bu şekilde O'nun varligina ve birligine şehadet ederiz.

>>>>>Bu tefekkur ve zikr ise modern hayatın sorunlarını çözebilmek adına bize şöyle kolaylıklar sağlar;

Butun insanların bir bedenin azasi olduğu düşüncesi, bugün enaniyeti merkeze alan bakış açısını yıkar ve yerine insanlar öteki/benden tamamen bağımsız bireyler değiller, onlar benim uzantılarım, onlar acı çekerse ben de çekerim bilincini yerleştirir (Muhammad asm'in, benim ümmetim bir vücudun azaları gibidir, bir yerde problem olsa tüm vücud acı çeker diye vurguladığı gibi) ve bireyselci (individualistic) bakış açısı ile toplulukçu (collectivistic) bakış açısı arasında güzel bir denge kurulmasını sağlar.

Modern dünyada insanların birlik beraberlik hisleri içinde yaşamaları için korku siyaseti kullanılmakta ya da ortak düşmanlar tanımlanmaktadır. Boylece ancak fraksiyonel bir birlik anlayisi olusmaktadir, yani kurtlere karsi turklerin, besiktaslilara karsi galatasaraylilarin birlesmesi gibi. Fıtraten ihtiyaç duyduğu tüm yaratılışla birlik beraberlik duygularını hissedemeyen insanlar ise kendilerini sürekli olarak diğer insanlarla kıyas ederek ve dikkatleri üzerine çekmeye çalışarak yaşamakta ve böylece üzerlerine ağır yükler yüklemektedirler. Kavmiyetçiliğin, milliyetçiliğin, ırkçılığın, aşiretçiliğin adeta bir virüs gibi tüm dünyaya yayılması ve neredeyse tüm insanların bu bölünme siyaseti üzerinden yönetilmesi, insanlıktaki birlik ve bütünlük algısının carpitilmasının bir sonucudur. Fanatik takim, siyasi parti taraftarlığı, ulus milliyetçiliği gibi şeyler hep tüm yaratılışla birlik hissetme ihtiyacımızın dengesiz tezahurlerinden ibaret diyebiliriz. Bu yükü kaldiramayan insan, yalnızlık ve yetersizlik hisleriyle uyuşturucu, alkol, sigara, egzersiz, işkolik olma gibi bağımlılık yapan alışkanlıklar edinir. (“Easy to Love Difficult to Discipline”, by “Becky A. Bailey” kitabindan bir alintiya dayanarak modifiye edilmistir.)

Benzer bir sonucu insanın bedeni ile olan ilişkisi üzerinden de gözlemlemek mümkündür. Eski hekimler insan vücudunu bir bütün olarak ele alıp, hastalıkları bulundukları lokal yer ile sınırlamayıp tüm vücud sistemini düzenleyecek şekilde tedaviler uygularken, modern tıp insan bedenini çok parçalı şekilde ele almakta bu nedenle lokal çözümler uygulamakta ve hastalıklar yer değiştirmek sureti ile devamlı olarak nüksetmektedir.

http://pan-cck.blogspot.com/2012/12/geceayi-goruyorsam-ay-benimdir-benim.html

Allah'ın Vacib'ül Vücud (varligi kendinden olan, zaruri olan, baskasinin tercihine bagli olmayan) ve Mutlak (sinirsiz, zaman ve mekandan munezzeh) olması anlayisi "Allah'ı kim yarattı", "O'ndan önce ne vardı", gibi soruların ic celiskisini anlamamız açısından önemlidir.
---------
Buraya kadar olan kısımda afakta (dis dunyada/evrende) mana-yi harfi bakış açısının uygulanmasini konuşmuş olduk. Önümüzdeki hafta enfuste (insanin kendisinde) mana-yi harfi uygulamasini, son olarak ta nesnelere (3 boyutlu fotografik kesitlere) zaman boyutu ekleyerek (gecmis, gelecek) olaylara mana-yi harfi bakış açısını konusacagiz iA.

Derste referans verilen ayetler:
3:190-191 17:44 24:41 41:53 59:1 70:10-14 80:34-37

Surah Al-Imran (The Family of Imran) (Imran ailesi) Suresi
إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِّأُوْلِي الألْبَابِ (3:190)
Inna fee khalqi alssamawati waalardi waikhtilafi allayli waalnnahari laayatin liolee alalbabi
• 3:190 (Asad) Verily, in the creation of the heavens and the earth, and in the succession of night and day, there are indeed messages for all who are endowed with insight,
• 3:190 (Turkish) Süphesiz göklerin ve yerin yaratilisinda, gece ile gündüzün ardarda gelisinde temiz akil sahipleri için gerçekten ayetler vardir.
________________________________________
Al-Imran (The Family of Imran)
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ (3:191)
Allatheena yathkuroona Allaha qiyaman waquAAoodan waAAala junoobihim wayatafakkaroona fee khalqi alssamawati waalardi rabbana ma khalaqta hatha batilan subhanaka faqina AAathaba alnnari
• 3:191 (Asad) [and] who remember God when they stand, and when they sit, and when they lie down to sleep, [146] and [thus] reflect on the creation of the heavens and the earth: "O our Sustainer! Thou hast not created [aught of] this without meaning and purpose. [147] Limitless art Thou in Thy glory! Keep us safe, then, from suffering through fire!
• 3:191 (Turkish) Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'i zikrederler ve göklerin ve yerin yaratilisi konusunda düsünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, sen bunu bosuna yaratmadin. Sen pek yücesin, bizi atesin azabindan koru."
________________________________________
Surah Al-Isra (The Journey by Night) (Gece Yolculugu) Suresi
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ وَلَـكِن لاَّ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا (17:44)
Tusabbihu lahu alssamawatu alssabAAu waalardu waman feehinna wain min shayin illa yusabbihu bihamdihi walakin la tafqahoona tasbeehahum innahu kana haleeman ghafooran
• 17:44 (Asad) The seven heavens [52] extol His limitless glory, and the earth, and all that they contain; and there is not a single thing but extols His limitless glory and praise: but you [O men] fail to grasp the manner of their glorifying Him! [53] Verily, He is forbearing, much-forgiving!
• 17:44 (Turkish) Yedi gök, yer ve bunlarin içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiç bir sey yoktur, ancak siz onlarin tesbihlerini kavramiyorsunuz. Süphesiz O, halim olandir, bagislayandir.
________________________________________
Surah Al-Nour (The Light)(Isik/Nur) Suresi
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ (24:41)
Alam tara anna Allaha yusabbihu lahu man fee alssamawati waalardi waalttayru saffatin kullun qad AAalima salatahu watasbeehahu waAllahu AAaleemun bima yafAAaloona
• 24:41 (Asad) ART THOU NOT aware that it is God whose limit¬less glory all [creatures] that are in the heavens and on earth extol, even the birds as they spread out their wings? [62] Each [of them] knows indeed how to pray unto Him and to glorify Him; and God has full knowledge of all that they do:
• 24:41 (Turkish) Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuslar, gerçekten Allah'i tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasini ve tesbihini süphesiz bilmistir. Allah, onlarin islediklerini bilendir.
________________________________________
Surah Fussilat (Explained in Detail)(Fasillar halinde detayli olarak aciklanmis) Suresi
سَنُرِيهِمْ آيَاتِنَا فِي الْآفَاقِ وَفِي أَنفُسِهِمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ الْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ (41:53)
Sanureehim ayatina fee alafaqi wafee anfusihim hatta yatabayyana lahum annahu alhaqqu awalam yakfi birabbika annahu AAala kulli shayin shaheedun
• 41:53 (Asad) In time We shall make them fully understand [49] Our messages [through what they perceive] in the utmost horizons [of the universe] and within them¬selves, [50] so that it will become clear unto them that this [revelation] is indeed the truth. [Still,] is it not enough [for them to know] that thy Sustainer is witness unto everything? [51]
• 41:53 (Turkish) Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara gösterecegiz; öyle ki, süphesiz onun hak oldugu kendilerine açikça belli olsun. Her seyin üzerinde Rabbinin sahid olmasi yetmez mi?
________________________________________
Surah Al-Hashr (The Gathering)(Bir arada toplama) Suresi
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (59:1)
Sabbaha lillahi ma fee alssamawati wama fee alardi wahuwa alAAazeezu alhakeemu
• 59:1 (Asad) ALL THAT IS in the heavens and all that is on earth extols God’s limitless glory: for He alone is almighty, truly wise.
• 59:1 (Turkish) Göklerde ve yerde olanlarin tümü Allah'i tesbih etmistir. O, üstün ve güçlü olandir, hüküm ve hikmet sahibidir.
________________________________________
Al-Ma'arig (The Ways of Ascent) (Yukselis (Allah’a uzanma) Yollari) Suresi
وَلَا يَسْأَلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا (70:10)
Wala yasalu hameemun hameeman
• 70:10 (Asad) and [when] no friend will ask about his friend,
• 70:10 (Turkish) (Böyle bir günde) Hiç bir yakin dost bir yakin dostu sormaz.
________________________________________
Surah Al-Ma'arig (The Ways of Ascent)
يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ (70:11)
Yubassaroonahum yawaddu almujrimu law yaftadee min AAathabi yawmiithin bibaneehi
• 70:11 (Asad) though they may be in one another's sight: [for,] everyone who was lost in sin will on that Day but desire to ransom himself from suffering at the price of his own children,
• 70:11 (Turkish) Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabina karsilik olmak üzere, ogullarini fidye olarak vermek ister;
________________________________________
Al-Ma'arig (The Ways of Ascent)
وَصَاحِبَتِهِ وَأَخِيهِ (70:12)
Wasahibatihi waakheehi
• 70:12 (Asad) and of his spouse, and of his brother,
• 70:12 (Turkish) Kendi esini ve kardesini,
________________________________________
Al-Ma'arig (The Ways of Ascent)
وَفَصِيلَتِهِ الَّتِي تُؤْويهِ (70:13)
Wafaseelatihi allatee tuweehi
• 70:13 (Asad) and of all the kinsfolk who ever sheltered him,
• 70:13 (Turkish) Ve onu barindiran asiretini de;
________________________________________
Al-Ma'arig (The Ways of Ascent)
وَمَن فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ (70:14)
Waman fee alardi jameeAAan thumma yunjeehi
• 70:14 (Asad) and of whoever [else] lives on earth, all of them - so that he could but save himself.
• 70:14 (Turkish) Yeryüzünde bulunanlarin tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
________________________________________
Surah 'Abasa (He Frowned)(Surat Asti) Suresi
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ (80:34)
Yawma yafirru almaro min akheehi
• 80:34 (Asad) on a Day when everyone will [want to] flee from his brother,
• 80:34 (Turkish) Kisi o gün, kendi kardesinden kaçar;
________________________________________
'Abasa (He Frowned)
وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ (80:35)
Waommihi waabeehi
• 80:35 (Asad) and from his mother and father,
• 80:35 (Turkish) Annesinden ve babasindan,
________________________________________
'Abasa (He Frowned)
وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ (80:36)
Wasahibatihi wabaneehi
• 80:36 (Asad) and from his spouse and his children:
• 80:36 (Turkish) Esinden ve çocuklarindan,
________________________________________
'Abasa (He Frowned)
لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ (80:37)
Likulli imriin minhum yawmaithin shanun yughneehi
• 80:37 (Asad) on that Day, to every one of them will his own state be of sufficient concern.
• 80:37 (Turkish) O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir isi vardir.

Licence : CC BY-NC-ND 3.0


Similar Music and Audio

X