Experience YourListen.com completely ad free for only $4 a month. Upgrade your account today!

9.16.2015halaqa-aksam

Embed Code (recommended way)
Embed Code (Iframe alternative)
Please login or signup to use this feature.
Tags: dershalaqa

ALLAH’IN ADIYLA YAŞAMAK okumasi 3. hafta Carsamba aksam dersi.

"Allah'in adiyla yasamak" okumasi 1. hafta (9/2) Crs aksam dersinin linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/2eylul2015halaqa-aksam
Gecen hafta (2.hafta) Crs aksam dersinin (9/9) linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/9eylul2015halaqa-aksam
Bir sonraki (4. hafta) Crs dersinin (4Kasim2015) linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/4kasim2015halaqa

16Eylul'de son Crs derslerimizden sonra, 1.5 aylik yillik tatilimizin sonunda, Carsamba derslerimize, yalniz aksamlari olmak uzere alhamdulillah 4 Kasim'da tekrar basladik. Carsamba ogle derslerindeki okumalarimizda bugune degin aksam derslerinden daha onde idik. 4 Kasim Carsamba aksami, 16 Eylul ogle dersinde kaldigimiz yerden devam ettik.

Carsamba aksam derslerinde bugune dek islenen tum parcalarin ve fazlasinin Carsamba ogle dersinde farkli ve hizli islenmis 1. haftasinin (2Eylul) linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/922015halaqa-ogle

Asagidaki yaziyi okuyup uzerine sohbet ettik. Gecen hafta kaldigimiz yerden devam ettik.

**********Transkripsiyona devam etmeden evvel 2 Haziran Sali dersinde "Mana-yi Harfi – Mana-yi Ismi" basligi altinda yaptigimiz "enfusi tefekkur" calismamiza dersten sonra ekledigimiz notlardan, bu linkin altindaki commentin ortasindaki "NOT2"nin 2. paragrafindan itibaren okuduk:
https://www.youtube.com/watch?v=gW3ULgwnmrI&list=PLXJ4g0IxIL4gFkpjT_AAc5eithP04QuYC&index=6 *******

Sevdirilmedigimiz, hayatimizin puruzsuz akisina tas koydugunu hissettirildigimiz boylece elverissiz oldugunu ogretildigimiz duygularimiz vardir. Bazi duygularimizla ilgili bu hislerimiz de o duygularimiza mana-i harfi ile bakmamizi hatirlatan uyarici ayetlerdir. Bu duygularimizi tek tek karsimiza alip oturtup, boylece kendimizle duygumuz arasina mesafe koyup, duygumuza sormaliyiz "Sen postacisin, ne ayet tasidin Allah'tan? Rab seninle bana ne ogretiyor acaba?" Goruruz ki, belki o duygumuz cocuklugumuzdan bir ani ya da baska bir yasanmislik cagristiriyor. O aniyi ya da tecrubeyi analiz etmeye cagiriyor bizi. Belki cocukken cocuk bakis acisiyla hayata, insanlara dair vardigimiz bir sonuc oldu ve biz onu bir daha hic sorgulamadik, hayata ve insanlara hala o cocuk bakis acimizla edindigimiz varsayimlarla muhtap oluyoruz. Simdiki duygularimiz belki bizi o animizi, tecrubemizi yeniden degerlendirip, yetiskin anlayisimiz ile yeni sonuclara ulasmaya davet ediyor.

Sevdirilmedigimiz duygumuzla bu bicimde yuzlesme sureci hem duygumuzun icinde bogulup kalmamak hem de onu atlatabilmek icin gerekli olan anlamanin daha hizli nasip olmasina vesile oluyor. Ancak, bu anlama yalnizca aklen bir anlama degil, tecrube cinsinden butun varliginla bir anlama, yani edinilmis bir hikmet. Bu yuzlesme sureci cesaret, biraz da kendimize karsi durust olmak ve cokca icgoru gerektiriyor. :) Rabbimiz kendimizle bu sekilde yuzlesip, bize getirilen ayetlerin ayet oluslariyla, yani duygularimiza mana-i harfi bakis acisiyla muhatap olmak, Rabbin sefkatli elinde terbiye olmak, bu surec icinde de, "ey Rabbim, duygumla yuzlestim, ne mesaj tasidin, neye isaret ediyorsun (nasil ayetlik yapiyorsun) diye de sordum, ama cevap gelmedi" diye sabirsiz davranmamak nasip etsin, amin.

Duygularimiza olan bu bakis acimizi baska konularda da uygulayabiliriz. Kendimizde sevmedigimiz ve basa cikmakta zorlandigimiz bir karakter egilimimiz varsa, ornegin cabuk parlayip sinirleniyor, kizginlik duygumuzu kontrol etmekte gucluk yasiyor olabiliriz, yahut toptanci, mukemmeliyetci, "ya hep ya hic"ci, "batti balik yan gider"ci (yeme-icme konusunda konustugumuz dusturlarda nefsani zayiflik gosterip, emanetimize zararli bir sey yedikten sonra, "bozdum bir kere" deyip zararli paketlerden daha cok yemek, ya da bir namazi kacirdiktan sonra, "gitti bugun" deyip diger vakitleri de kacirmak gibi) bir yaklasima egilimimiz olabilir. Kendimizi "*ben* zaten soyley*im*" diyerek o karakter ozelligimizle tanimlarsak, kendimizi o ozellikten ayirmak, uzaklastirmak dusuncesi agir gelecegi gibi, karakterimizi degistirmek gibi imkansiz bir yukun altina girdigimizi hissederiz. Hem kendimizi tanimlayan bir parcamizi koparip atiyor, boylece kimligimizden, kendiligimizden vazgeciyor gibi de hissederiz.

Halbuki, nasil ki bir insana omur boyu her gun bes vakit namaz kilmak ya da her gun yemek yemek veya pisirmek dusuncesi, toptan bakildiginda goz korkutucu, imkansiz bir yuk gibi gelir, ancak her bir vakit sadece o vaktin namaziyla ilgilenmek yahut her ogun o ogunun yemegini dusunmek esasen toptan dusuncenin zorlastirdigi kadar agir bir sorumluluk degildir. Veyahut, kronik agrisi olan bir insana omrunun geri kalani bu agriyi hep cekeceksin demek ona olum fermani gibi gelir, cesaretini kirar; yahut 10 yildir o agriyi her gun her an cektigini dusunmek onu kahreder, cildirtacak gibi olur; halbuki her an sadece o anin agrisini cekmek uzere sabrini gecmis hatirasi ya da gelecek vehmiyle dagitmasa, "an"a konsantre olsa, "an"da, dunyanin fani olusu, hayatin da esasen bir "an"dan ibaret oldugu bilinciyle yasasa agrisi katlanilir, sabri da yeterli olur. Aynen oyle de, "ben zaten soyleyim" diye kendimizi sevmedigimiz (bize sevdirilmemis) egilimlerimizle tanimlamak yerine, bu egilimin farkli "an"larda nasil tezahur ettigine konsantre olsak, hangi durumlarda hangi dusunce ve duygulari hissetme egilimi gosterdigimizi saptasak, ardindan bu durumla karsilastigimizda tum karakterimize savas actigimizi dusunmek yerine, sadece o "an"da o duygu ve dusuncenin bize gonderilmis bir ayet oldugunu
hatirlasak, bizi yanlis bir yaklasim ya da dusunce kalibimiz hakkinda uyardigini, terbiye ettigini bilsek, Rabbe siginarak o tek tek "an"larla basa cikma duasi icine girmemiz pek kolaylasir.

Ornegin cabuk parlayip sinirlenen, kizginlik duygusunu kontrol etmek gucluk yasayan kisi, "ben zaten cabuk sinirlenirim, mizacim boyle" deyip kestirip atmasa, yahut karakterine ve dolayisiyla kendisine savas acma dusuncesini bir kenara biraksa, her sinir ve kizginlik hissettigi "an"da, "Rabbim bana bu duyguyu gonderdi, yaratti, beni bu duyguyla terbiye ediyor, belki bu duyguyla basa cikmaya calisirken bana neden kizdigim'la ilgili baska seyler de ogretiyor" diye hatirlasa, bilincli farkindaligi ile iradesini ve kontrol mekanizmasini devreye sokma cabasina girecek, kendisiyle ofkesi arasina mesafe koyacak, kizginligi kontrol edilemez hale gelmekten cikacak, Rabbine sukunet icin dua ederken sakinlesmeye basladigini gorecek. Her bu hali yasadigi "an"da sadece o an ile muhatap olsa, bunun alistirmasini yaptikca, giderek bunlari hatirlamanin kolaylastigini ve duyguyu hissetmeye basladiginda gaflet halinden siyrilarak bilincli farkindaligi ile mana-yi harfi bakis acisini daha cabuk devreye sokabildigini gorecek. Gaflet halinden ne kadar cabuk siyrilirsa, o kadar duygusu buyumeden kendisini o duygudan uzaklastirabilip duygusunu kontrol altina almasi kolaylasacak.

"Ya hep ya hic"ci kisi, "ben zaten mukemmeliyetciyim, yapacak birsey yok" demese, ve "toptanci"ligina savas acmaya da kalkmasa, kafasindaki ideal davranis kalibini bozup da her "batti balik yan gider" diyecegi zaman, bu dusuncenin ona belli bir kaliba su ana kadar gostermis oldugu egilimden dolayi gonderilmis bir ayet oldugunu hatirlasa, yalniz o "an"daki dusuncesine "sen bana Rabbimden geldin, neye isaret ediyorsun" diye sormayi hatirlasa, hem o dusuncenin bilincli olarak farkinda olacak, boylece iradesini istedigi yonde kullanamasa bile her seferinde iradesini o yonde kullanmak icin caba ve dua icinde olacagindan iradesinin kuvvetlenmesi ihtimali artacak, hem de o dusunce kalibinin altinda yatan baska problematik yonlerini gorme ihtimali de artacak, hem de sabrini ve gucunu gecmis ve gelecege dagitmayip yalnizca "an"larda kullanacak. Savasta bir komutan gibi, ordusunun askerlerini saga sola dagitip orta cenahi zayif birakmamis olacak. http://www.erisale.com/#content.tr.1.363

Boylece duygularimiz, dusuncelerimiz, karakter egilimlerimiz, sorumluluklarimiz, yasadigimiz zorluklar icinde bogulup kalmak yerine, "an"a konsantre olup, bilincli farkindaligimizla onlarin her birinin Rabbimizden bizi terbiye etme, bize ogretme araci olan birer ayet oldugunu hatirlayip, onlari "seyreyler"iz. "Hak serleri ('bize sevdirilmeyen'leri) hayreyler (ayettir, terbiye aracidir, cok anlamlara isaret eder, hayirlara vesiledir), Mevlam gorelim neyler (bana neler ogretir), neylerse guzel eyler (benim iyiligim, sonsuz ahiretimin selameti icindir)" deriz.
https://www.youtube.com/watch?v=3xMcxUOGvq0&index=15&list=PLaUE3b1oWBdUfaVlEvgkeveIWyyLJG8R

Bize sevdirilmeyen korku, cocukluk travmalari, yakinmalarimizla en basarili bir sekilde basa cikmada diger kuvvetli bir arac ta sukr egzersizi, virdidir. Her seye mana-i harfi ile bakma alistirmasi yaptikca, afakta her bir atom, molekul, cicek, ot, hucre, hayvan, yildiz, ay, enfuste her bir hareketimiz, yetenegimiz, dusuncemiz, duygumuz bize ozel hediyelerdir dedikce, ve bunlarda yansiyan tum guzel "husn" ozellikleri de Rabbimiz bizim sevecegimiz sekilde bizim icin "asmaa' al-husna"sini ozel yansitmis ve bizim icin suslemis diye zikrettikce sukre acilan kapidan gireriz. Bize ozel hediyeleri icin duydugumuz fitri yaradilistan takdir ve memnuniyet duygularimizi bilincli olarak bize goz kulak olan bizimle devamli ilgilenen Rabbimize yonlendirebiliriz. Bu sekilde gunluk yasantimizda ne kadar cok bilincli farkindalikla sukredersek, endise duydugumuz ya da sikayet ettigimiz seylerin gark olundugumuz nimetlere kiyasla cuz'iligini ve onemsizligini farketmeye baslariz. Sukredecek trilyonlarca sey varken birkac seye buyutecle konsantre olup onlardan sikayet etmekten utanmak gerektigini biraz daha iyi hissetmeye baslariz. Ilk asamada belki bunu yalnizca aklen anlayabilsek de, tekrar tekrar hatirlayip, her an sukr zikrini vird haline getirdikce, sukr ile hallendikce, hayata bakisimiz sukr gozluguyle boyandikca kalbimiz terbiye olmaya, hammadun olma yolunda ilerleme baslar ve yalnizca aklen anlamakla kalmayiz, kalben de hissetmeye baslariz. Iste o zaman, bize sevdirilmeyen bir duygu hissedince ya da bizi rahatsiz eden bir durum tecrube ettigimizde, sabirsizlikla "ben bundan nasil kurtulurum, nerden cikti simdi bu" panigi icinde degil, aksine genel bir memnuniyet hali, Rabbi takdir hissi icinde "eh bir de bu sevdirilmedigim sey verildim, burdan da bir guzellik, iyilik "husn" gelecek Rabbim, Sen bana onu gormek nasip et" diye daha bir rahatlikla bize sevdirilmeyen seylere de mana-i harfi ile bakabilme surecini yasayabilmemize zemin olusturulur.

------------------------------------------
Carsamba derslerinde evvelki konularda altını sıkça çizdiğimiz mana-i harfi bakış açısını yeni bir boyut kazanarak anlamamız açısından kısa süreli bir çalışma yapmak istiyoruz. Bu calisma es iliskilerinden sonra iA baslayacagimiz "ahirete iman" konusuna da hazirlik olacaktir. “Allah’a iman” konusunu anlamaya çalışacağımız "Living in the name of God: Allah’ın Adıyla Bismillah ile Yaşamak" isimli bir transkripsiyon çalışmasını yaklasik 5 haftalık bir sürede tamamlamak niyetindeyiz. Bu çalışmada ekteki metnin de yardımı ile temel olarak "Yaratan Rabbinin adıyla OKU" şeklinde inen ilk Kur’an ayetini nasıl anlayabileceğimizi, bu ayeti yaşamımıza nasıl uygulayabileceğimizi ve "Ikra-OKU” emrinin neyi okumamızı kastettiğini anlamaya çalışacağız. Dersler iA Turkce olarak Turkce cevirisi uzerinden yapılacak ve derslerin hem ses kayıtlarını hem de metnin Türkçe cevirilerini e-mail grubumuza derslerden sonra yollayacağız inşaAllah. Orijinal Ingilizce metin: http://pan-cck.blogspot.com/2015/04/living-in-name-of-god.html
<<<<Yamina Bouguenaya'nin Living in the Name of God baslikli konusmasinin trankripsiyonu>>>>
------------------------------------------

Licence : CC BY-NC-ND 3.0


Similar Music and Audio

X