Experience YourListen.com completely ad free for only $4 a month. Upgrade your account today!

2.23.2016halaqa

Embed Code (recommended way)
Embed Code (Iframe alternative)
Please login or signup to use this feature.
Tags: dershalaqa

ALLAH’IN ADIYLA YAŞAMAK okumasi 17. hafta Sali dersi.
------------------------------------------
NOT: Sali ve Persembe gunleri Turkiye saatiyle aksam 6:30-8:00'ta iA duzenli devam eden derslerimize veya Esma calismamiza canli katilmak icin Carsamba aksam 7:00-8:00 arasi cocuk/yasli, kadin/erkek vs herkes ha-mim.org/live linkine girebilir.
------------------------------------------
"Allah'in adiyla yasamak" okumasi 1. hafta (9/2) (2Eylul) Crs dersinin linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/922015halaqa-ogle
Ders Crs'dan Sali'ya alindi.
Bir onceki (16.hafta) Sali dersinin (16 Subat) linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/2162016halaqa
Bir sonraki (18. hafta) Sali dersinin (1 Mart 2016) linki:
http://yourlisten.com/LoudThinking/1mart2016halaqa
------------------------------------------
Bugun calistigimiz parcanin Turkce cevirisi asagida. Yazinin tamaminin Ingilizce orijinali bu linkte:
http://pan-cck.blogspot.com/2015/04/living-in-name-of-god.html
------------------------------------------
Dersimize duasiyla basladik. Onumuzdeki hafta okudugumuz paragraflarin sonuncusundaki su cumleyi irdeleyerek calismamiza devam etmek niyetindeyiz:

Asagida bu hafta okumaya devam ettigimiz paragraflar mevcut:
>>>
Düşünmeyin ki %80 Allah yaratıyor, %20 de birazcık da yemekler, yağmur, vb. yaratıyor gibi düşünmeyin. Kalp rızkın nereden geldiğini düşünürse sevgisini de ona yöneltir. Yoksa birazda olsa Allah yiyecekleri yaratıyor ama beni de doyuran o yediğim şeyler diye şirk koştuğumuz zaman Allah’tan başkasına da onsuz yapamam demeye başlıyoruz. Ben bunsuz yapamam diye düşünmeye başladığında işte bu şirk olmuş oluyor. Sınırı aşmamızdaki affedilmeyecek tek özellik bu. Neden? Bu Allah’ın beni affetmek istememesinden dolayı değil ama ben O’nun affediciliğinden uzaklaştığım için… Yanlış yönde ilerliyorum. Kendime karşı yapabileceğim en büyük haksızlık zulüm o şeylere takılıp kalıp, perdenin arkasını görememek.

Araf 191: Kendileri yaratılıp dururken hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar.
Bu yiyecek sana nasıl lezzet ve sevinç kaynağı olabilir? Sadece o sevinç ve lezzet o yiyecek aracılığıyla veriliyor, o yiyecek sadece bir ayna.

Furkan 2-3: Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur. Her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. O'nun dışında hiçbir şeyi yaratmayan üstelik kendileri yaratılmış olan bir takım ilahlar edindiler. Kendi nefislerinde bile ne zarar ne yarar sağlayamayan, öldürmeye gücü yetmeyen, ne öldürmeye, ne yaşatmaya, ne yeniden diriltip yaymaya gücü yetmeyen bir takım ilahlar edindiler.

Her şeyi yaratmış, ona düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. Her şeyi yaratmış, kendi dizaynına göre onun doğasını-fıtratını takdir etmiş. Mesela, yiyeceği o şekilde yarattı ki sen onu yediğinde onu seviyorsun. Sadece bizim açlığımızdan ve bizim dilimizdeki lezzet almadan haberi olan birisi o yiyeceği, o açlığımızı giderme, o lezzet alma duyularına hitap edecek şekilde yaratabilir. Yiyeceğin kendisinin haberi yok. Eğer yiyecekten olsaydı daha çok yedikçe daha çok lezzet alırdık ama öyle değil. Buna rağmen O’nun dışında uydurulmuş birtakım ilahlar edindiler. Yiyecek, para veya önem verdiğin bir şey…

Ali İmran (3:190) Şüphesiz yerin ve gökyüzünün yaradılışında gece ile gündüzün ard arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır (işaretler-mesajlar).

Waqia: 77-78 O Kerim olan Kuran bir kitapta saklıdır. Ayetlerin içinde gizlidir.

3:191 Onlar Allah’ı zikrederler (hatırlamak), ayaktayken, otururken ve yan yatarlarken. Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında düşünürler, tefekkür ederler ve derler ki Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın, sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.

Bu ayetler vahy olduğunda peygamber (as) gece uyanmış ve ağlamış. Bilal (ra) sabah namazında kapıya geldiği zaman o kadar çok ağlamış ki sakalı bile gözyaşları içindeymiş.
Bilal (ra) : Neden ağlıyorsun? Allah senin bütün günahlarını affetti zaten.
Muhammed (as): Bu ayetler bana vahyolunduğunda nasıl ağlamayabilirim.

Eğer yeterince tefekkür edip düşündüysen, her şeyin birer ayna olduğunu içselleştirdiysen o zaman onları gördüğün zaman hatırlarsın-yani zikredersin. Kalp yalnızca baki olan, sınırsız, mutlak olan kaynağı bulduğu zaman tatmin olur, fani geçici olan şeylerle tatmin olmaz.

O halde Bismillah neden bu kadar çok tekrar edilmesi öğretilmiş? Bismillah zikirdir. Zikir: anmak, hatırlamaktır. O halde neyi hatırlamam gerekiyor?

Kuran:24.41: Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar gerçekten Allah’ı tesbih etmektedir. Her biri kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah onların işlediklerini bilendir.

Bakara suresi 2:74: Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi hatta daha da katı çünkü taşlardan öyleleri vardır ki onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah huşusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan habersiz-gafil değildir.

Bakara suresi, maddelerin birbirini cezbetmesi Vedud ismini yansıtır.

Göklerde ve yerde olanların ve kanat çırpan kuşların Onu tesbih ettiğini görmedin mi? Onların hepsi duasını da bilir, tesbihini de. Allah ise onların yaptıklarını bilir.
Biz de tesbih ederiz. SübhanAllah demektir ki “ben unuttum ve ben sandım ki yemeğin kendisi güzel, yemeğin güzelliği kendisinden” halbuki yemek bana bunu veremez ve onun için Estağfurullah deyip Allah’tan af diliyorum, O tek kaynak, hiç eksikliği olan bir şey yoktur, mükemmelden başka bir şey değildir. Eğer yaradılışta birşeyin yanlış-kötü olduğunu düşünürsem yine SübhanAllah diyorum: Yaradılışta gördüğüm herhangi bir eksiklik bendendir.

Hz. Yunus (as) ın balığın karnına düştüğü zaman söylediği dua: Senden başka İlah yoktur. Seni tesbih ederim. Ben zalimlerdendim. Ben yanlış yapanlardanım, ben kendime zulmettim. Sen değil. Neden? Ben balinayı kötü bir şey olarak gördüm. Bu benim gözlerimi kapatıp ondan sonra ışık yoktur demem gibidir. Bana ışığın varlığından bahsedildiği zaman bile diyorum ki ben ışığı gördüğüm zaman gözlerimi açacağım. Diyorum ki, herşey yolunda giderse ben teslim olucam. Ama sen teslim olmadığın sürece her şeyin iyi olduğunu göremeyeceksin. Gözlerini açmadığın sürece ışığı göremeyeceksin. Muslim olmak demek (Müslümanlığı yaşamak anlamındaki Müslüman) o Rabbine teslim olma süreci içerisinde. Teslim olmanın tersi direnç: “Hayır. Bu neden oluyor? Bu olmaması gerekirdi? Allah kahretsin…” vb itiraz ettiğim zaman, oradaki hikmet yada rahmeti görmeye açık değilim demek. İşte bu direnç hali teslim halinin tam tersidir. Yaradılışın akışıyla gitmek yerine gözlerimi kapatıp karanlık diye itiraz etmeye devam ediyorum. Yani burada gözünü açmak teslim olmak anlamında. Karanlık gözüktüğünde bile ışığı ara belki kapıyı kapattın, yahut ışığı söndürdün. Yalnızca teslim ol, işte tesbih bu. Her şey tesbih halinde yani herşey açık seçik ama ben açık seçik olarak göremiyorum. Her şey bana ışığın, teslimiyetin yolunu gösteriyorlar.

Kuran 17.44: Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O nu tesbih eder, O nu övgüyle tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak, siz onların tesbihini kavrayamıyorsunuz. Şüphesiz O Halim olandır, bağışlayandır.

Halim: şefkat

7 gök (gök ötesi-uzay…vs), yer ve bunların içindekiler O nu tesbih eder. O nu övgüyle tesbih etmeyen tek bir şey bile yoktur. Hiçbir bahanemiz yok. Biz onların tesbih edişlerini anlamakta başarısız olabiliriz. Kuran’da birçok sure bu şekilde başlar: göklerdeki ve yerdeki her şey O nu tesbih eder, Onun İlahi esmalarını gösterir.
Kuran da 59. Sure Haşr Suresi vardır. Bu sure de aynı ayetle başlar. Güzel bir şey söylediğinde, hayır bu güzellik Ondan, bu şeyin kendisinden değil. Bu güzellik Rabbimdendir, Ondandır. Kötü bir şey gördüğün zaman da kabul ediyorsundur ki bu Ondan değildir benim bakış açımdandır. İşte tesbih budur.

59:1 Göklerde ve yerde olanların tümü Allah’ı tesbih eder. O üstün ve güçlü olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir.

Aziz: İzzet sahibi , Hakim: Hüküm, hikmet sahibi

59:23 O Allah ki O’ndan başka İlah yoktur.

Melik (Bir şeyin sahibi-bir yerin sultanı)tir,
Kuddüs (saf, kutlu, kutsal)
Selam: Emniyet, barış,,
Mümin: İmanın kaynağı,
Müheymin: doğru ve yanlışın ne olduğunu belirleyen,
Cebbar: dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan,
Mütekebbir: Büyüklüğün kendisine ait,
Musavvir: Şekil suret vermek

(59:23) Allah sınırsız yüceliğinde insanoğlunun İlahlığına ortak koştuğu her şeyden uzaktır. (Şirk koşmak: Allah’ın uluhiyet özelliklerini başka bir şeye ortak koşmak)
(24.)O Allah ki yaratandır. En güzel şekilde kusursuzca var edendir. Her şeyin şeklini ve görünüşünü şekle sokan yapıcıdır.
En güzel isimler O’nundur. Mükemmel özellikler sadece O’na aittir. Göklerde ve yerde olan her şey Onu tesbih etmektedir. Aziz ve Hakim dir. Allah’ı şirk koştuklarından tenzih ederim.

Yaradılışta kötü gördüğün her şey sendendir. O Allah, O senin gördüğün şeyden çok uzaktır (münezzehtir). Kendi algılayışını yaratılışın kendisiyle karıştırıyorsun. Bu Kuran daki en birinci basamak anlayışı.
En güzel isimler sadece O’na aittir. Gördüğümüz tüm güzel özellikler sadece O’na aittir. Başka bir İlaha ihtiyaç var mı? Başka bir şeye ibadet edebilir miyiz? Her şeyin kaynağı tek olan, işte o zaman bütün memnuniyetimizi, bütün sevinçlerimizi O’na döndürmeliyiz. İşte bu ibadetin özü, püf noktasıdır. Eğer düşünürsek ki O Rezzak olan ihtiyaçlarımızı karşılayandir ve ben de ibadet ederek karşılık veriyorum diye düşünmeye başlarsak ibadet sırtımızda bir yük olmaya başlıyor. İbadet sırtımızda bir yük değildir, aksine sevgimizi, memnuniyetimizi ifade etmek için bir fırsattır. Sadece bir fırsat değil ama aynı zamanda ayrıcalık. Eğer onu sırtımda bir yük olarak görüyorsam o zaman esas noktayı algılayamadım, o zaman o ibadet değil, gerçekten kime ibadet ettiğimi bilmiyorum demek. Tanımadan ibadet edemem. Kuran da söyler: “İnsanları ve cinleri sadece bana ibadet etsinler diye yarattım” Bunu duyduğumuzda içimizden geçebilir ki ama benim kendi hayatım var. Bütün güzel isimlerin O na ait olduğunu nerden bilebilirim? Kişi der ki, belki bütün esmalar güzel isimler O na ait değildir. O halde Kuran da diyor ki, git yeryüzüne bak, gökyüzündeki ve yeryüzündeki her şey O nu tesbih ediyor. Suya bakıyoruz ve diyoruz ki susuz hayat olmaz. Kuranda diyor ki “Biz her şeye su ile hayat verdik”. Bende, evet doğrudur diye tasdik ediyorum. Suyun kendisinin hayatı olmadığı halde canlı olan her şeye hayat verdiğini görüyorum, sanki onun bütün atomlarını biliyormuş gibi, işte bunun üzerine tefekkür edersem, suyun tesbihini duyabilirim. Sanki su hayır bu özellikler benden değil diyor bunu duyabilirim. Görmüyor musun ki bu şeyleri yapan her kimse bizi bu şekilde yaratıyor. Senin ihtiyaçlarını karşılayan O, Rab O. Böylece suyu Bi-ismi-Allah ile içmeliyim. Suyun adına değil ama Allah’ın adına içmeliyim. Allah’ın adına yemek, Bana bu salatayı verdin, bu saltaya olan ihtiyacımı da verdin ki ben bu ruhani memnuniyeti hissedebileyim. Önce fiziksel başlıyor sonra bu şekilde düşünmeye başlarsam o zaman ruhani bir şeye dönüşüyor ve oradaki yansıyan esmayı İlahiyi görmeye başlıyorsun. Benim fiziksel bedenim o fiziksel sudan fayda görüyor, ama esas lezzeti alan ruhumdur. Ruhun aldığı lezzet: benim ihtiyacımı karşılayan, beni seven, dikkat eden, varlığını devam ettiren benim Rabbim olan, işte Onunla tanışmanın lezzetini alıyor ruh. Benim karnımı doyuran, susuzluğumu gideren O. Kuran da bahsedilen yakınlığı hissetmeye başlıyorsun. Biz sana senin şah damarından daha yakınız. Allah’ın huzurunda hissetmeye başlıyorsun. Her hücrende her atomunda melekler Allah’ın isimlerini tecelli ederler. İşte şimdi Allah dediğim zaman boş bir laftan ibaret değil, O kendisinin güzelliğini, güzel isimlerini özelliklerini her şeyin aynasında gördüğüm tek zat tır. Şimdi tefekkür ettim düşündüm, gördüğüm zaman hatırlayabilirim, sadece görmekle hatırlamazsam bana bunu hatırlatacak bir anahtar bir formül var; o da “Bismillah” . Bismillah dediğim zaman hatırlamış, anmış oluyorum. Bu ayetler çok güzel çünkü hem her şeyin tesbih edişiyle hem ilahi isimlerle-özellikleriyle ve esmai ilahi sadece Allah a aitse o zaman sadece ibadet edilebilecek olan tek bir zat olduğunun bağlantısını kurduğu için bu ayetler çok güzel. İşte bu Allah’a %100 vermek, tevhid bu. İşte bu nedenle uluhiyyetin tevhidi (birliği), Allah birdir demek yeterli değildir. Rububiyetin tevhidi, Rab olanın, her şeyin ihtiyacını giderenin de bir olduğunu düşünmemiz lazım. Sadece bir yaratıcı var demek değil ama bütün esmai ilahide birlik bulmak. Allah bir, cemil olan bir, hakim olan bir… gibi. Yoksa o yaratıcı evet, ama ben yine de şundan bundan korkuyorum diyebiliyorum sanki o bu şu benim hayatım üzerinde kontrol sahibiymiş gibi.

56.74;vakıa suresi: Şu halde büyük yüce Rabbini ismiyle tesbih et.
56:96; 69:52; 87:1

Her şeyin tesbih ettiğini görünce ne yapıyoruz? O halde şimdi her şeye sende katıl. Bu ayetlerin bir tefsirinde diyor ki, bir orkestra gibidir, her şey- herkes isimlerini zikrediyor-Allah’ın özelliklerini ahengi yansıtacak şekilde okumak. Sende bunun farkına vardığın zaman sende buna katılmak istiyorsun. Bu ayet bir davet, onlara katılmak ,onlarla beraber zikir tesbih etme daveti. (yani bütün evrenle beraber)

13:13 Rad Suresi: Gök gürültüsü O nu hamd ile tesbih eder.

Gök gürültüsünü duyduğunuz zaman yağmurun habercisidir ve yağmuru da Rahmet ile bağdaştırırız. O halde gök gürültüsünü duyduğumuz zaman korku yerine Allah’ın yüceliğini hissederiz-anarız. Bu ayet aynı zamanda şu anlamı da ifade eder, eğer teşbihi düzgün yapıyorsan, o zaman bu benim O nu Hamd etmeme (Övgü), sen bilensin, sen çok güzelsin, sen çok cömertsin… diye O nu hamd etmeme yol açmalı.

Cemali İsimleri: Güzelliği
Celali İsimleri: Yüceliği
Tesbih bizi hamda götürür.

21:79 Enbiya
Biz bunu bu hükmü Süleyman a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. Bunları yapanlar biz idik.

38:18 Sad
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik. Akşam ve sabah kendisiyle birlikte Allah’ı tesbih ederlerdi.

Davud (as) tek başına tesbih yapmıyor ama bunu dağlarla ve kuşlarla beraber yapıyor. Üzerine durulup düşünülmesi gereken bir şey. Bütün güzellikler, güzel yaklaşımlar O’na aittir. Peki bunu ben nasıl bilebilirim? Etrafına bak ve her şeyi incele hepsi tesbih ediyorlar. Hiçbir şey kendisindeki özellikleri kendisine mal etmiyor. Bu özellikleri kendilerine aidiyet taslamadan-iddia etmeden yansıtıyorlar. (özünü gösteren-özelliklerin nerden geldiğini gösteren aynalar)

Nuh (as) gemisine bindiğinde söylediği şey çok ilginç: 11:41 : dedi ki Ona binin, Onun yüzmesi de demir atması (durmasi) da Allah’ın adıyladır. Süphesiz, benim Rabbim bagislayandir, esirgeyendir." Önce “Bismillah” deyip sonra işimize bakalım demiyor. Bismillah dediğimizde bile bir şekilde bağlantı kopması var, yine de işlerimizi kendi adımıza yapmaya devam ediyoruz. Burada “Bismillah” benim laptop umu duvardaki fişe takmam gibi…Yüzmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Başından sonuna kadar sürecin hepsi Allah’ın adıyla bunun farkındalığını taşıdığını gösteriyor. Yani önce “Bismillah” ile başlıyorum ama sanki yaptığım işlerin Bismillah ile alakası yokmuş gibi değil, Nuh (as) ‘ın söylediği. Ayette Alak suresindeki “Bismillah” de oku demiyor; “Allah’ın adıyla oku” diyor.
Dışarıdaki ayetler aynı zamanda enfüsi ayetler (kendimde(n) olan). Ben kendimi dışarıdan bağımsız olarak görürsem ya da dışarıdaki şeyi bağımsız olarak görürsem kendimi o sürecin içinde bulmazsam, bu benim farkındalığımın azlığından ya da farkındalığımın olmayışından. Gerçek şu ki, ben dışarıdaki hiçbir şeyle kendi içimdeki süreçlerden bağımsız olarak muhatap olamam. O yüzden afaki ayetlerle enfüsi ayetler arasında devamlı bir bağlantı var. Yediğim yiyecek yemeden önce sanki dışarıda-benden bağımsız bir şeymiş gibi gözüküyor. Hâlbuki yiyeceği yiyecek olarak tanımlayabilmem için benim ona ihtiyacımın olması lazım. Ben onu yediğim için yiyecek olarak tanımlıyorum. Dışarıda mülakata gittiğim zaman o sanki dışarıda bir şey, ben ondan korkuyorum gibi gözüküyor ya da bir hastalık var ben ona yakalanmaktan korkuyorum gibi algılıyoruz ama bu benim algılayışımdan dolayı bu şekilde görüyorum. Hastalık dediğim şey sadece dışarı da bir şey değil, evet varoluşta dışarıda bir şey, ben o hastalığa yakalanmadıysam benim içimde değil. Benim ona nasıl tepki gösterdiğim, işte o benim algılayışımla ilgili. Bu nedenle Kuran da afaki ve enfüsi ayetler vardır. Dışarda ve kendi içlerinde ayetler-işaretler vardır dediği zaman, dışarıdaki dünyada (ben harici her şey) ufukta ve kendilerinde dedikleri zaman bu iki ayrı grubu- iki ayrı bütünlüğü ifade ediyor demek değil, biri sende biri de dışarıda demek değil. Bunların, iki ayrı grupmuş gibi görünen şeylerin bir arada hemen arka arkaya bahsedilmiş olması onların bir arada var olduğu anlamına gelir. Dışarıda hiçbir ayet yoktur ki benim içimde burada bir şeyle var olmasın. İşte bu nedenle beraber bahsediliyorlar.

(Cevirenlerin notu: Bilim adamı 6 saniye önce vereceğin kararı biliyor. Insanlararası bilgi geçişi destekliyor bence.)
--------------
{NOT: cumleler ilk taslak olup da henuz tashih edilmediklerinden dusuk olabilir, sesli kayitta dusuk cumleleri duzeltip aciklamaya calisiyoruz, Ingilizce orijinaliyle de karsilastirma yapilabilir.}
------------------------------------------
Sali derslerinde gecen seneki derslerde altını sıkça çizdiğimiz mana-i harfi bakış açısını yeni bir boyut kazanarak anlamamız açısından bir çalışma yapiyoruz. Bu calisma es iliskilerinden sonra basladigimiz "ahirete iman" konusunu ozumsememize de iA hazirlik ve destek olur. “Allah’a iman” konusunu anlamaya çalıştiğımız "Living in the name of God: Allah’ın Adıyla Bismillah ile Yaşamak" isimli transkripsiyon çalışmasını tamamlamak niyetindeyiz. Bu çalışmada ekteki metnin de yardımı ile, temel olarak, "Yaratan Rabbinin adıyla OKU" mealinde inen ilk Kur’an ayetini nasıl anlayabileceğimizi, bu ayeti yaşamımıza nasıl uygulayabileceğimizi ve "Ikra-OKU” emrinin neyi okumamızı kastettiğini anlamaya çalısiyoruz. Dersler iA Turkce olarak Turkce cevirisi uzerinden yapıliyor ve derslerin hem ses kayıtlarını hem de metnin Türkçe cevirilerini whatsapp grubumuza derslerden sonra yolluyoruz. Orijinal Ingilizce metin: http://pan-cck.blogspot.com/2015/04/living-in-name-of-god.html <<<<Yamina Bouguenaya'nin Virginia'da yaptigi "Living in the Name of God" baslikli sunumunun trankripsiyonu>>>>
ekteki resim Dr Yamina'nin.
------------------------------------------

Licence : CC BY-NC-ND 3.0


Similar Music and Audio

X